🪩 Inşikak Suresi 19 Ayet Tefsiri
SayınAdnan Oktar'ın İnşikak Suresi, 1 ile ilgili Kuran Tefsiri. 19 - Meryem Suresi; 20 - Taha Suresi; 21 - Enbiya Suresi aynı zamanda ayet buna bakıyor.
İnşikaksuresi; İnşikak 19; İnşikak Suresi 19. Ayet Meali Meallerde İnşikak 19; Tüm Mealler: İnşikak 19; Elmalılı (Orj): İnşikak 19
Ankebut Suresi Tefsiri 15. Ayet 27.11.2021 1576 Okunma: Lütfi Hocaoğlu Kuran Seminerleri II 1148 Ankebut Suresi Tefsiri 19. Ayet 25.12.2021 1559 Okunma: Lütfi Hocaoğlu Kuran Seminerleri II 1150 Ankebut Suresi Tefsiri 21. Ayet 15.01.2022 1478 Okunma: Lütfi Hocaoğlu Kuran Seminerleri II 1149 Ankebut Suresi Tefsiri 20. Ayet 1.01.2022 1466
19Nis.2021 - Bu Pin, Zeyneb tarafından keşfedildi. Kendi Pinlerinizi keşfedin ve Pinterest'e kaydedin! Furkan Suresi 53. Ayet Türkçe Meali ve Tefsiri
Sizgerçekten tabakadan tabakaya binip geçeceksiniz. (Bu surede de “ve” vurgusuyla Ay’a dikkat çekildikten bir ayet sonra “tabakadan tabakaya, binip geçileceği” söylenmiştir. Daha önceden Kuran’ı anlamaya çalışanlar 18. ayetle 19. ayeti ayrı düşünmüşler ve “tabakadan tabakaya geçişi” başka türlü
Muhammedi öğüt verici, müjdeleyici, uyarıcı bir peygamber ve âlemlere rahmet olarak gönderdi (Sebe’ 34/28; Enbiyâ 21/107). Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 241-242. Mâide Suresi Ayet Listesi. 1.
16-19) Hayır! Şafağa, geceye ve onun topladığı şeylere, dolunay şeklini alan Ay'a yemin ederim ki siz halden hale geçersiniz.
ElmalıTefsiri. 1. Gök yarıldığı (veya parçalandığı) vakit. Göğün İNŞİKAK’ı, bu âlemin değişmesi için yukarı tarafından gelen ilâhî emrin inmek ve gerçekleşmek üzere gökte ortaya çıkışıdır. Bunun başlangıcı çatlama, sonu da “O gün biz göğü, kitapların sayfasını dürer gibi düreceğiz
Ayetinin Meali (Anlamı): Sonra onu izah etmek da şüphesiz bize ait bir iştir. Kıyamet Suresi 19. Ayetinin Tefsiri: Bu âyetlerdeki hitabın kime yapıldığı ile alakalı iki farklı mâna mülahaza olunabilir: Birincisi; hitap, mahşer uygun kendini savunmak için mazeretler uydurmaya çalışan günahkâr insanadır. “Ey insan!
IVQKYU. İnfitar Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 19 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “infetarat”fiilinin mastarından almıştır. İnfitâr, yarılmak Suresi Arapça Okuİnfitar Suresi Arapça Dinleİnfitar Suresi Türkçe Okuİnfitar Suresi Türkçe Meali Okuİnfitar Suresi Türkçe Meali Dinleİnfitar Suresi Konusuİnfitar Suresi Nuzülİnfitar Suresi Faziletiİnfitar Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorularİnfitar Suresi Tefsiriİnfitar Suresi Hakkındaİnfitar Suresi Arapça Okuİnfitar Suresi Arapça yazılı olarak okumak için lütfen sayfayı aşağı Suresi Arapça 1. Sayfaبِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِاِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ١وَاِذَا الْـكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْۙ٢وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ٣وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ٤عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْۜ٥يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْـكَر۪يمِۙ٦اَلَّذ۪ي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَۙ٧ف۪ٓي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَٓاءَ رَكَّبَكَۜ٨كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدّ۪ينِۙ٩وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ١٠كِرَاماً كَاتِب۪ينَۙ١١يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ١٢اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ١٣وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ١٤يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ١٥وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَٓائِب۪ينَۜ١٦وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۙ١٧ثُمَّ مَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۜ١٨يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـٔاًۜ وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ١٩İnfitar Suresi Arapça Dinleİnfitar Suresi Arapça Dinle, İnfitar Suresi’ni Abdulbaset Abdussamed’den Arapça dinlemek için lütfen Play ▶️ butonuna Suresi Türkçe Okuİnfitar Suresi Türkçe latin alfabeysiyle yüzünden okumak için lütfen sayfayı aşağı Suresi Türkçe 1. SayfaBismillahir rahmanir izel izel biharu izel kuburu bu’ nefsun ma kaddemet ve eyyuhel insanu ma garreke bi rabbikel halakake fe sevvake fe eyyi suretin ma şae bel tukezzibune bid inne aleykum le ma tef’ ebrare lefi innel fuccare lefi yevmed ma hum anha bi ma edrake ma yevmud ma edrake ma yevmud la temliku nefsun li nefsin şey’a, vel emru yevmeizin Suresi Türkçe Meali Okuİnfitar Suresi Türkçe Meali okumak için lütfen sayfayı aşağı Suresi Türkçe Meali 1. SayfaRahman ve Rahim olan Allah’ın çatladığında,yıldızlar döküldüğünde,denizler yarılıp akıtıldığında,kabirler deşildiğinde,bir nefis herkes önden neyi gönderdiğini ve neyi bıraktığını insan, o lütfu bol olan Rabbine karşı ne aldattı seni?O ki, seni yarattı, düzenine koydu ve dengeli dilediği herhangi bir biçimde hayır, doğrusu siz dini yalanlıyor, cezaya üzerinizde gözcüler dürüst ne yaparsanız ki, iyiler Naim Cenneti şüphesiz kötüler de gününde ona çıkacak da bildin mi nedir din günü?Evet, sen bildin mi nedir din günü?O gün ki, kimse, kimse için hiçbir yardım yapma gücüne sahip olamaz ve o gün buyruk yalnız Allah’ındır!İnfitar Suresi Türkçe Meali Dinleİnfitar Suresi Türkçe Meali Dinle, İnfitar Suresi Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN’in Türkçe Mealini, Ahmet DENİZ’den dinlemek için lütfen Play ▶️ butonuna Suresi Konusuİnfitar Suresi konusu, Sûrede kıyamet koparken evrende meydana gelecek olan değişim ve bazı dehşet verici olaylar, öldükten sonra dirilme, mahşerde hesap verme ve itaatkâr kulların varacakları cennetle isyankâr kulların gideceği cehennem gibi konular yer Suresi NuzülHem mushaftaki sıralamada hem de iniş sırasına göre seksen ikinci sûredir. Nâziât sûresinden sonra, İnşikak sûresinden önce Mekke’de Suresi Faziletiİnfitar Suresi fazileti,İnfitar Suresi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular İnfitar Suresi Kur’an-ı Kerim’de kaçıncı sayfadadır?İnfitar Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 586. sayfada yer alır. İnfitar Suresi kaç ayettir?İnfitar Suresi, 19 ayetten oluşur. İnfitar Suresi hangi cüzde yer alır?İnfitar Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 30. cüzde yer alır. İnfitar Suresi kaç sayfadır?İnfitar Suresi, Kur’an-ı Kerim’de 1 sayfa içinde yer Suresi TefsiriKur’an Yolu Tefsiri kitabından İnfitar Suresi Tefsiri Suresi 1-5. Ayet TefsiriKıyamet günü hakkında Tekvîr sûresinde anlatılanları pekiştirmek üzere burada o gün vuku bulacak bazı olaylardan söz edilerek insanlar uyarılmaktadır. Uzay boşluğundaki yıldızların düzenli hareketini sağlayan çekim kanununun kıyamet gününde yok olmasının bir sonucu olarak evrenin düzeninin bozulacağı, göklerin çatlayıp yarılacağı ve kozmik düzenin bozulacağı bildirilmiştir bk. Furkan 25/25; Hâkka 69/16; Rahmân 55/37; Nebe’ 78/19-20; Tekvîr 81/1-6. Denizlerin birbirine katılmasını, dünyanın şiddetle sarsılması, dağların parçalanıp yok olması, denge ve düzenin bozulması gibi olaylar sonunda dünyayı denizlerin kaplaması şeklinde anlamak âyetler hakkında, “şiddetli sarsıntı neticesinde yerkürede meydana gelecek olan volkanik patlaklar ve derin çatlaklardan çıkan lav kütlelerinin deniz sularını kaynatacağı, taşıracağı, hatta buharlaştıracağı” şeklinde de yorum kopması sırasında meydana gelecek sayısız felâketlerin büyüklerinden birkaçı örnek olarak zikredildikten sonra “Kabirlerin altı üstüne getirildiğinde” meâlindeki 4. âyetle konu insana getirilmiştir. Bu âyet genellikle o büyük altüst oluş esnasında kabirlerde toprak altında bulunan ceset parçalarının dışarı fırlatılacağı şeklinde yorumlanmıştır. Kaynak Kur’an Yolu Tefsiri Cilt 5 Sayfa 569İnfitar Suresi 6-8. Ayet TefsiriDevamındaki âyetlerden anlaşıldığına göre buradaki “ey insan” hitabıyla özellikle belli bir kişiye veya bütün insanlara değil, sûrenin asıl konusu olan kıyamet, âhiret ve uhrevî yargılanma ve hesap vermeyi inkâr edenlere, bunu imkânsız görenlere hitap edilmektedir. Rab ismi ve bu ismin sıfatı olarak geçen kerîm, Cenâb-ı Hakk’ın “cemal sıfatları” denilen ve kullarına yönelik lutufkârlığını ifade eden isim ve sıfatlarındandır. 7-8. âyetlerde bu sıfatların, insanın insan olarak varlık alanına çıkışındaki yaratıcı rolü dile getirilmekte; böylece insanın, hayatı boyunca her an yararlanmakta olduğu diğer bütün nimetlerden de önce bedensel ve zihnî melekelerle donanıp düzgün bir insan olarak dünyaya gelişini kendisine borçlu bulunduğu rabbi hakkında, saptırıcı tesirlere kapılarak yanılgıya düşmesi, türlü şekillerde inkâr ve isyanlara boğulması eleştirilmektedir. Kaynak Kur’an Yolu Tefsiri Cilt 5 Sayfa 569-570İnfitar Suresi 9-12. Ayet TefsiriDin kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de bilinen anlamı yanında, “hesap ve ceza günü” âhiret mânasında da kullanılmaktadır. Bu âyette birinci veya ikinci anlamında kullanıldığı yönünde iki farklı yorum vardır. Ancak müteakip âyetler ikinci yorumu desteklemektedir. Buna göre 10-12. âyetler şu gerçeği ortaya koymaktadır Bu dünyada insanlar başı boş bırakılmamıştır. Aksine herkesin neler yaptığını bilen ve kayda geçen görevli melekler vardır. Bu âyetler, öncelikle âhireti ve uhrevî hesabı inkâr edenleri uyarmakla birlikte daha genel olarak inananı ve inanmayanıyla bütün insanları, yargı ve adaletin ceza veya ödüllendirmenin bu dünyada olanlardan ibaret bulunmadığını; bu dünyada yerini bulmayan veya eksik kalan adaletin, o günün tek hâkimi olan Allah’ın huzurunda mutlaka eksiksiz gerçekleşeceğini; şu halde herkesin, hayatını bu sorumluluk bilinci ve duyarlılığı ile düzenlemesi gerektiğini bu âyetlerle ilgili olarak özetle şöyle der Kuşkusuz Allah Teâlâ, kullarının neler yaptığını bütün ayrıntılarıyla bilir; bunun için yapılanların yazılmasına, yazıcılara, şahitlere, belgelere ihtiyacı yoktur. Ancak O, kendisiyle insanlar arasındaki ilişkileri onların kendi aralarında uygulayacakları usullere göre düzenler. İnsanlar arasındaki hak ve sorumlulukları düzenlemenin en sağlıklı yolu, her şeyi kayda geçirmek; hesaplaşma aşamasında ise belge ve tutanakları ortaya koyarak hakkın yerini bulmasını, adaletli bir sonucun alınmasını sağlamaktır. İşte kıyamet günündeki hesaplaşma da böyle olacaktır XXXI, 83. Kaynak Kur’an Yolu Tefsiri Cilt 5 Sayfa 570İnfitar Suresi 13-16. Ayet TefsiriAmellerin kayda geçirilmesi ve uhrevî yargı sürecinin sonucu özetlenmektedir. Sûrenin ana konusu kıyamet ve âhiret ile uhrevî sorumluluk olduğuna göre buradaki “erdemliler” ebrâr, bir gün kıyametin kopacağına, dünyada yapıp ettiklerinin kaydedildiği belgelerin önüne konacağına ve bunların hesabını vereceğine inanarak bu belgeleri yani amel defterlerini iyilikleriyle dolduran mümin kişidir. Bu duyarlılık birçok âyette takvâ kavramıyla da ifade edilmektedir. “Kötüler” füccâr ise kıyamete, uhrevî yargı ve sorumluluğa inanmayan, amel defterini kötülüklerle kirletenlerdir. Ehl-i sünnet âlimleri buradaki “füccâr”la sadece inkârcıların kastedildiğini, günahkâr müminleri kapsamadığını belirtirler; çünkü onlar kıyamet ve âhirete inanırlar bu tartışma için bk. Râzî, XXXI, 84-85. Ancak, bu âyetlerin, inananıyla inanmayanıyla herkesi âhiret kaygısı taşımaya çağırdığından kuşku yoktur. Kaynak Kur’an Yolu Tefsiri Cilt 5 Sayfa 570-571İnfitar Suresi 17-19. Ayet TefsiriHz. Peygamber’e yöneltilen bu sorular hesap gününün ne derece önemli ve dehşet verici olduğunu gösterir. O gün hiçbir kimse başkası için bir fayda sağlayamaz, kimse kimseyi koruyamaz; herkes kendisini düşünür ve kendi derdiyle uğraşır. Herhangi bir zararı dokunabilir endişesiyle çoluk çocuğundan ve yakın akrabasından dahi kaçar. Allah izin vermedikçe hiçbir şefaatçi şefaat edemez. O gün iş Allah’a kalmıştır krş. Mü’min 40/16. O dilediği gibi tasarrufta bulunur, kimseye –dünyada verdiği gibi– tasarruf yetkisi vermez Şevkânî, V, 459-460 Kaynak Kur’an Yolu Tefsiri Cilt 5 Sayfa 571İnfitar Suresi HakkındaMekke döneminde Nâziât sûresinden sonra nâzil olmuştur, on dokuz âyettir. Fâsılası ت، ك، م، ن، هـ harfleridir. Adını ilk âyette geçen “yarılmak” anlamındaki infitâr kelimesinden alır. Sûrenin nazmı ve âyetleri arasındaki insicam bir defada nâzil olduğu izlenimini ilk bölümünde âyet 1-5 yer ve gökle ilgili bazı kıyamet olayları tasvir edilerek göğün yarılacağı, yıldızların etrafa saçılacağı, aradaki engeller kaldırılarak deniz sularının birbirine karıştırılacağı ve kabirdekilerin dışarıya çıkarılacağı belirtilir. İkinci bölüm âyet 6-8 kınama üslûbunun ağır bastığı soru ifadesiyle başlamaktadır “Ey insan! Seni kerem sahibi rabbine karşı aldatan nedir?” Hz. Peygamber’in, Übey b. Halef veya Velîd b. Mugīre hakkında nâzil olduğu belirtilen bu âyeti okuduktan sonra, “Onu cehaleti aldattı” dediği nakledilir Kurtubî, XIX, 245. Sorunun ardından, gerektiği şekilde şükretmeyen insana kendisini en güzel şekilde yaratan rabbine karşı sorumlulukları hatırlatılır. Sûrenin daha sonraki bölümünde âyet 9-16 inançsızların yalanlamalarına dikkat çekilir. Âhiret sorumluluğu üzerinde durularak yazıcı meleklerin Kirâmen Kâtibîn kişinin yaptıklarının hepsini kaydettiği ve iyilerin cennete, kötülerin cehenneme gidecekleri ifade edilir. Daha sonra hesap gününün büyüklüğü tasvir edilir, Hz. Peygamber’e yöneltilen soru cümleleriyle âhiret gününün dehşeti tekrar vurgulanır ve herkesin bütün gücünden soyutlandığı o günde yalnızca Allah’ın emrinin geçerli olduğu belirtilir âyet 17-19.İnfitâr sûresi, Resûl-i Ekrem’in cemaatle kılınan namazlarda okunmasını tavsiye ettiği sûreler arasında yer almış, Nesâî’nin zikrettiği bir hadise göre “İftitâĥ”, 70 Muâz b. Cebel’in bir gün kıldırdığı yatsı namazını çok uzatması üzerine Resûlullah, “Fitne çıkarmayı mı arzu ediyorsun ey Muâz? Sebbihi’sme rabbike’l-alâ, ve’d-duhâ, ize’s-semâün fetarat sûreleri neyine yetmiyor?” demiştir. Hz. Peygamber’in, İnfitâr sûresinde tasvir edilen kıyamet sahnelerinin dehşetine işaret ederek, “Kıyamet gününü kendi gözleriyle görmek isteyen kimse Tekvîr, İnfitâr ve İnşikāk sûrelerini okusun” Tirmizî, “Tefsîr”, 81; “Beni Hûd, Vâkıa, Kıyâme, Mürselât, ize’ş-şemsü küvvirat Tekvîr, ize’s-semâün şekkat İnşikāk ve ize’s-semâün fetarat İnfitâr sûreleri ihtiyarlattı” buyurduğu rivayet edilmiştir Abdürrezzâk es-Sanânî, III, 368.İnfitâr sûresinin fazileti hakkında rivayet edilen meselâ bk. Zemahşerî, IV, 229, “Kim İnfitâr sûresini okursa Allah onun için gökten inen her yağmur damlası ve her kabir sayısınca bir iyilik yazar” anlamındaki hadisin uydurma olduğu kabul edilmiştir Muhammed b. Muhammed et-Trablusî, I, 1036.BİBLİYOGRAFYATirmizî, “Tefsîr”, 81; Nesâî, “İftitâĥ”, 70; Abdürrezzâk es-Sanânî, el-Muśannef nşr. Habîbürrahman el-Azamî, Beyrut 1403/1983, III, 368; Zemahşerî, el-Keşşâf Beyrut, IV, 227-229; Kurtubî, el-CâmiǾ, XIX, 244-250; Süyûtî, ed-Dürrü’l-menŝûr fi’t-tefsîri’l-meǿŝûr, Beyrut 1403/1983, VIII, 437-440; Esbâbü’n-nüzûl, [baskı yeri ve tarihi yok] Dâru ihyâi’t-türâsi’l-Arabî, s. 213; Muhammed b. Muhammed et-Trablusî, el-Keşfü’l-ilâhî Ǿan şedîdi’ż-żaǾf ve’l-mevżûǾ ve’l-vâhî nşr. Mahmûd Ahmed Bekkâr, Mekke 1408, I, 1036; Elmalılı, Hak Dini, VIII, 5631-5644; “el-İnfiŧâr”, UDMİ, III, Yaşaroğlu We use cookies on our website to give you the most relevant experience by remembering your preferences and repeat visits. By clicking “Accept All”, you consent to the use of ALL the cookies. However, you may visit "Cookie Settings" to provide a controlled consent.
Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali- Hayır! Şafağa, geceye ve onun topladığı şeylere, dolunay şeklini alan Ay'a yemin ederim ki siz halden hale Okuyan Kur’an Meal-TefsirSiz elbette bir hâlden başka bir hâle Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiSiz evreden evreye binip tabakadan tabakaya bineceksiniz.*Süleymaniye Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiKesinlikle basamak basamak Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekKesinlikle, katmandan katmana geçeceksiniz.*Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’aney insanlar; mukadder sona doğru safha safha, adım adım Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiKi siz boyuttan boyuta/halden hale mutlaka Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıSiz, gerçekten tabakadan tabakaya sadeleştirilmiş sizler binip binip tabakadan tabakaya halden hale geçeceksiniz!Muhammed Esed Kur'an Mesajıişte böylece, ey insanlar, siz adım adım İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiŞüphesiz siz halden hale Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiKi sizler binip binip gececeksiniz elbette tabakadan tabakayaSüleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiKi, siz, mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz!Siz, gerçekten tabakadan tabakaya Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerimsiz ey insanlar, hiç şübhesiz, o halden bu haale siz; bir durumdan diğerine Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe AnlamıElbette sen, bir aşamadan bir aşamaya Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiSiz halden hale geçeceksiniz!Ahmed Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüMutlaka siz, boyutlar değiştirerek o boyutların uygun bedenlerine dönüşeceksiniz!Edip Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiSiz evreden evreye binip Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'anKesinlikle tabakadan tabakaya bineceksiniz.*Rashad Khalifa The Final TestamentYou will move from stage to Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationYouwill ride a platform upon a Quran A Reformist TranslationYou will ride a stage/layer upon a stage/layer.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Yevme lâ temliku nefsun linefsin şey-âns vel-emru yevme-iżin liAllâhiBir gündür ki hiçbir kimse, hiçbir kimseye yardım edemez o gün ve hüküm, o gün Allah'ın. Hiçbir nefsin bir başka nefse, herhangi bir şeyle ve herhangi bir şekilde kimsenin kimseye yardıma güç yetiremeyeceği ve şefaat edemeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah’ gün öyle bir gündür ki, hiçbir kimse hiçbir kimseye yardım edemez, herkes kendi derdine düşer. O gün hakimiyet emir ve komuta yalnızca Allah'a gün, kimsenin kimse için bir şey yapamayacağı bir gündür. O gün icra planı yalnız Allah'a Kur’ân-ı Kerim, 1/4; 100/ gün kimse kimseye bir şey sağlamaya güç yetiremez. O gün emir yalnız Allah'a bir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah' bir gündür ki, kimse kimseye sahip olamaz, fayda veremez. Emir ve hüküm, o gün yalnız Allah' kimsenin hiçbir kimseye fayda verme gücüne sahip olamadığı bir gündür. O gün, bütün emir ve irade, yalnızca Allah’ Yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Evet, yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Hiçbir insanın başkasına herhangi bir fayda vermeye gücünün yetmeyeceği bir gündür. O gün, emir yalnızca Allah'ındır.[731][731] İnfitâr sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, gün, kimse kimseye olamaz ki bir şey ede, işte o gün, her buyrum Allahtan geleO gün kimsenin kimseye faydası olmaz. O gün bütün yetkiler sadece Allah'a cemaatten, hangi tarikattan, hangi koldan, hangi ırktan, hangi soydan, hangi ülkeden, hangi ümmetten, hangi milletten, hangi toplumdan, hangi ai... Devamı..O gün hiç bir nefsin diğerine yardım idemeyeceği gündür. O gün hüküm ve irâde yalnız Allâh’ gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.*O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah’ 18, 19. Ceza günü nedir bilir misin? Nedir acaba o ceza günü? O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah'a cümleyi “O gün emir Allah’ındır. Yalnız Allah emreder” şeklinde tercüme etmek de gün kimsenin kimseye yardımı dokunmaz. O gün tüm kararlar yalnız ALLAH'a boyunca sadece bu sure "Allah" kelimesiyle son bulmakta ve bu surenin 19. ayetinde yer alan "Allah" kelimesi Kuran'ın sonundan itibaren 19. sıra... Devamı..O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah' gün ki kimse kimse için bir şey'e mâlik olmaz, emir o gün yalnız AllahındırO, kimsenin kimseye yardım etmeye gücünün yetmeyeceği bir gündür. İzin Günü, karar vermek bütünüyle Allah'a 1- Kur\an, “şefaat edilme” anlayışını ve inancını kesin olarak reddetmektedir. Kur\an\a göre, kesinlikle şefaat yoktur. Bu nedenle şefaatin varlığına ... Devamı..O, öyle bir gündür ki hiçbir kimse kimseye, hiçbir şeyle fâide vermiye muktedir olamayacakdır. O gün emir yalınız gün kimse, kimse nâmına bir şeye mâlik olamaz! Ve o gün emir ancak Allah'ındır!O gün hiçbir nefis, başka bir nefse yardım etme gücüne sahip değildir. O gün bütün yetki iş Allah’a gün kimse kimseye hiçbir yardımda bulunamaz. O gün yalnız Allah’ın dediği gün, hiç kimse hiçbir kimse için hiçbir yardıma mâlik olamayacak. O gün, buyurultu ancak Allah/ın gün kimsenin kimseye malik olamayacağı gündür. O gün emir yalnız Allah’a gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye malik olmadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah' Gün, hiç kimse bir başkasına zerre kadar fayda veremeyecektir! Size dünyada geçici olarak verilmiş olan gücünüz, irâdeniz ve tercih hakkınız elinizden alınacak ve gâfillerin unuttuğu şu gerçek, o Gün tüm açıklığıyla ortaya çıkacak Egemenlik tamamen ve sadece Allah’ın elindedir!Bir nefsin bir nefis için hiçbir şeye mâlik olmayacağı gün; Emr / İş / Yetki o gün Allah’ hiç kimsenin başkası için bir şey yapamayacağı bir gündür. O gün sadece Allah'ın dediği gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün hüküm yalnız Allah’ındır. O gün artık yeryüzünde yaşayan insanlara verilen inkârı ve inancı seçme özgürlüğü ortadan kaldırılmıştır. Hiç kimse ben cezaya razıyım veya değilim diyemez. O gün, kimse kimse için herhangi bir şeye yetkiye sahip olamaz. O gün, yetki yalnızca Allah’a aittir. [*]Bu ayet Fâtiha 14, Lokmân 3133 ve Fâtır 3518. ayetlerle birlikte gün kimse kimseye fayda sağlayamayacaktır ve o gün buyruk sadece Allah’a insanın başka birine zerre fayda sağlayamayacağı bir Gün[dür o] çünkü o Gün [açık seçik görülecektir ki] hakimiyet yalnız Allah’a günü; hiç kimsenin, hiç kimseye zerre kadar bir fayda sağlamayacağı bir gündür zira o gün hüküm vermek sadece Allah’a aittir. 3/185, 21/47, 27/89-90, 31/33O, hiçbir insanın bir başka insana asla fayda sağlayamayacağı bir gündür;[⁵⁶²¹] zira o gün talimat vermek tamamen Allah’a mahsustur.[5621] İbarede iki te’kit birden gelmiştir Hem olumsuzlamanın ardından gelen genel lafız nefs, hem de şey’en. Bu ikisi çeviriye “hiçbir” ve “asla” ol... Devamı..O günde hiç bir şahıs, bir şahıs için bir şeye malik olamaz. O günde emir, ancak Allah'a kimsenin kimseye hiç fayda veremeyeceği bir gün! O gün, bütün hüküm ve yetki, yalnız Allah'ın! [1, 4; 100, 10]O, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür! O gün buyruk, yalnız Allah' gün, kimsenin kimse için bir şey yapamayacağı gündür. O gün bütün yetki Allah’ kimsenin, hiç kimseye sahip olamayacağı bir gündür. O gün, emir sadece, Allah' kimsenin kimseye bir faydasının olmadığı gündür. Hüküm o gün Allah' gündür ki o, bir benlik bir başka benlik için hiçbir şeye güç yetiremez. O gün, buyruk yalnız Allah'ındır!ol gün kim mālik olmaya bir nefs bir nefs içün nesene. daħı iş buyruķ [312a] ol gün Tañrı’ olmaz bir nefs bir nefse bir nesne‐y‐ile ve buyruḳ ol günde barçası TañrıTa gün heç kəs heç kəsin karına gələ bilməz. O gün hökm ancaq Allahındır!A day on which no soul hath power at all for any other soul. The absolute command on that day is Allah's.It will be the Day when no soul shall have power to do aught for another6010 For the command, that Day, will be wholly with The answer is suggested by a negative proposition 'No soul shall have power to do aught for another'. This is full of meaning. Personal responsi... Devamı..
İnşikak Sûresi 16-19. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül İnşikak Sûresi Hakkında İnşikâk sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 25 âyettir. İsmini birinci âyette geçen اِنْشَقَّتْ inşekkat kelimesinin masdarından alır. اَلإنْشِقَاقُ inşikāk, “yarılıp parçalanmak” demektir. İçinde secde âyeti bulunan sûrelerden biridir. Mushaf tertîbine göre 84, iniş sırasına göre ise 83. sûredir. İnşikak Sûresi Konusu Kıyâmetin kopuşu esnâsında gökte ve yerde meydana gelecek korkunç hâdiseler, mahşer, amel defterlerinin dağıtılması, hesap, iyilere verilecek mükâfat ve kötüleri bekleyen ceza konuları kısa fakat son derece tesirli bir üslupla arz edilir. İnşikak Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada seksen dördüncü, iniş sırasına göre seksen üçüncü sûredir. İnfitâr sûresinden sonra, Rûm sûresinden önce Mekke’de inmiştir. فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ ﴿١٦﴾ وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ ﴿١٧﴾ وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ ﴿١٨﴾ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍۜ ﴿١٩﴾ Karşılaştır 16 Yemin ederim akşamın alaca karanlığına, Karşılaştır 19 Ey insanlar siz, tabakadan tabakaya binecek, biri diğeriyle bağlantılı halden hâle geçeceksiniz. TEFSİR Allah Teâlâ burada şafağa, gece ve içindekilere, dolunay halindeki aya yemin eder. Şafak, güneş battıktan sonra ufuktaki kızıllığın adıdır. Bu kelimenin gündüz mânası da vardır. “Gecenin içindekiler”den maksat, “karanlık, gecede yapılan iyi veya kötü tüm işler, gecede meydana gelen olaylar”dır. Şafak, gece ve dolunay, bu üç kelime aydınlıkla karanlığın bir arada bulunduğu zamanları ve kolay veya zor, iyi veya kötü çeşitli halleri ifade eder. Bunlara yemin edilerek, insanların gerek dünya hayatında gerekse kıyamet gününde birçok değişimler geçirecekleri, halden hale geçecekleri vurgulanır. Görüldüğü gibi üzerine yemin edilen varlık ve olaylarla insanın geçireceği değişim arasında sağlam bir irtibat bulunmaktadır. İnsanların tabakadan tabakaya binmesi, halden hale geçmesi hakkında şu izahlar yapılabilir Öncelikle insanın topraktan başlayıp devam eden yaratılışı tabaka tabaka, yani safha safhadır Toprak, çamur, çamurdan bir öz, menî, nutfe, alaka, mudğa, kemik, et, ruhun üflenmesi, şekilsizlikten güzel bir şekle bürünüş ve bambaşka mükemmelikte bir yaratılış, bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, olgunluk, yaşlılık ve ölüm. bk. Hac 22/5; Mü’minûn 23 12-14; Rûm 30/54; Mü’min 40/67 Dolayısıyla o hep gelişim ve değişim halindedir. Bir an bile aynı kararda durmamaktadır. Ölüm sonrası hayatı da böyledir. Kabir hayatı, dirilme, hesap, ceza, cennet ya da cehennem. Orada da tekâmül yani cennette haz ve zevklerin derinleşmesi, nimetlerin daha da güzelleşmesi, Allah’a yakınlaşmanın artması veya tedenni yani cehenemde azabın gün geçtikçe daha acı ve çekilmez hale gelmesi devam eder. Mamafîh âyette insanlığın tarih boyunca geçirdiği medenî, kültürel, siyasî farklılaşmalara ve değişik safhalara da bir işaret bulunduğu söylenebilir. Bütün bunları yapan üstün kudret, şüphesiz Cenâb-ı Hakk’ın kudretidir. Dolayısıyla hem üzerine yemin edilen varlık ve olaylar, hem de insanın fert ve toplum olarak maddeten ve mânen geçirdiği safhalar, öldükten sonra dirilmenin olabileceğini ispatlayan açık delillerdir. Durum bu kadar açık ve ortada olduğu halde, hâla bir kısım insanlar âhirete inanmamakta direnmektedirler Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
inşikak suresi 19 ayet tefsiri