🐚 Zayıf Mı Kilolu Mu Testi

rgWIjR. T24 - Diyetisyen Murat Gökçen’e göre, doğru ve iyi beslenme ve iyi bir yaşam tarzıyla genlerinizi olumlu etkileyebilsiniz. Gökçen, "Diyet genleri değiştirir. Hep zayıf kalarak genlerinizi çok daha farklı bir pozisyona getirebiliyorsunuz. Yani doğru ve iyi beslenmeyle ve iyi bir yaşam tarzıyla genlerinizi olumlu etkileyebiliyorsunuz" gazetesinin "Diyet genleri değiştiriyor" başlığıyla yayımlanan 15 Kasım 2010 haber şöyle Diyet genleri değiştiriyor“Hiçbir yiyecek yasaklanamaz. 80 yaşına kadar her gün bir yumurta yiyebilirsiniz. Diyette ekmeği kesmek yanlış. Ekmek her gün yenmeli. Ondaki vitamin kişiyi daha sakin yapar.” “Doğru beslenme, çocuğun zekâsını yüzde 90-95 etkiliyor. Normal zekâlı bir çocuk, altı yaşına dek doğru beslenirse, üst düzeyde bir zekâya sahip olabilir.” “Bizde en iyi alışkanlık etli ve kıymalı fasulye! Çünkü eti en iyi yeme şekli, sebzenin içinde pişirmektir. Izgara veya kızartırsanız, eti yakarsınız. Yanmış her şey kanser yapıcıdır.” * * * NEDEN MURAT GÖKÇENGünümüzde insanların en çok merak ettikleri konuların başında sağlıklı beslenme ve zayıflama geliyor. Televizyon programlarında, dergi ve gazetelerin sayfalarında her gün yeni bir zayıflama ve sağlıklı beslenme haberi yayınlanıyor. Bazı yiyecekler çok tehlikeli ilan ediliyor, sonra birden bunların tehlikeli olmadığı, aksine çok faydalı olduğu söyleniyor. Hangi sporun ne kadar sürede kaç kalori verdirdiği açıklanıyor, türlü isimler altında zayıflama diyetleri duyuruluyor. İnsanlara, günün hangi saatinde hangi gıdadan kaç gram yiyecekleri öğretiliyor, her gün kaç adım atacakları söyleniyor. Kısacası insanlar sağlıklı beslenmeye ve zayıflamaya çılgınca bir ilgi gösteriyorlar. Eskiden de insanlar zayıflamaya çalışırlardı ama bunu güzel görünmek için yaparlardı. Şimdi ise daha çok sağlık için yaptıklarını söylüyorlar. Acaba zayıflık sağlık için daha mı iyi? Biraz toplu olmak sağlık için çok mu kötü? Daha doğuştan genleri nedeniyle daha iştahlı ve daha şişman olan insanlar, bu genetik yapıyı diyetle aşabilirler mi? Kişinin ileride şişmanlık sorunu yaşayacağı çocuklukta belli olur mu? Normal insan ya da ideal insan diye bir ölçü var mı? Zayıflamak ve zayıf kalmak için nasıl bir diyet uygulamalıyız? Bizim ülkemizdeki insanlar için en iyi diyet ne? Asla yemememiz gereken yiyecekler var mı? Bir insanın her gün yemesi gereken besin nedir? Gece yatmadan önce yemek yemek şişmanlatır mı? Spor mu daha çok zayıflatır yoksa az yemek mi? Bütün bu soruları, sağlıklı beslenme ve diyet konularında kitaplar yazmış olan sektörün en eskilerinden diyetisyen Murat Gökçen’e sorduk ve çok net cevaplar aldık.* * *İnsanlar sürekli zayıflamaya çalışıyorlar. Bunu sağlık için mi, güzellik için mi yapıyorlar?Eskiden insanlar güzelleşmek için zayıflıyorlardı. Şimdi ise daha çok sağlık için zayıflıyorlar. Ama gene de kişinin zayıflama çabasının arkasında dış dünyaya güzel görünme isteği daima vardır. Mesela diyetisyen olarak iş yerimi 1985’te açtım ben. Sağlık için zayıflamak isteyenlerin sayısı her gün daha da arttı ve sağlık için daha mı iyi?Kesinlikle daha iyi. Zayıf olduğunuz zaman kalbiniz, ciğeriniz, böbreğiniz, bağırsaklarınız, her tarafınız daha iyi çalışır. Çünkü üzerinde yük toplu biri olmak çok mu sağlıksız?Hayır. Biraz kilolu olmak gayet tabii ki sağlıksız değil. Fakat bana en sağlıklısı hangisi diye sorarsanız, size, “en sağlıklısı, en zayıf olandır” olmayı nasıl tanımlıyorsunuz? Bir ölçüsü var mıdır zayıflığın?Bir standardı var. Sizin kilo açısından alt sınırınız 50 kilo, üst sınırınız ise 60 kilo diyelim. Bu durumda sizin 50 ile 60 kilo arasında bir yerde olmanız gerekiyor. Burada en sağlıklı nokta ikisinin ortası değildir. Yani 55 kilo sağlıklı kilo, en alt sınırdır, yani 50-52 arasında bir kilodur. Çünkü bu kiloda artık sıfır yük söz konusudur. Bir arabada dört kişi yerine bir kişi gidiyorsun demektir bu. Araba bu kadar yükten çok az zarar görür. Hele bir de yol iyiyse... Yani siz bir de iyi besleniyorsanız, bu durumda ne kadar zayıfsanız sağlığınız için o kadar iyidir. Zaten çevrenize bakın... Çok zayıf insanlar kolay kolay hastalanmazlar. Bunlar her zaman dinç ve diridirler. Ama çok kilolu insanlar öyle mi? Aksırmaktan perişan olurlar, yataktan de sıfır bedenler var. Bunlar çok zayıflar. Sıfır bedenler sağlıklı mı sizce?O tür zayıflık, alt sınırın da altıdır ve alt sınırın altı her zaman için kötüdür. Onlar da aynı fazla kilolu insanlar gibi çok sağlıksızlardır. Kilo almaları ve derhal standart içine girmeleri kiloyu nasıl hesaplıyorsunuz?Pratik hesapları var bunun. Mesela ortalama Türk kadınının boyu için 157 santimetre diyelim. 157 rakamından 105 rakamını çıkarıyorsunuz. 52 ediyor. 157 santimetre boyundaki bir kadının ideal kilosu 52 demektir bu. Sonra elde ettiğiniz ideal kilo rakamını 10’a bölüyorsunuz. Yani bu örnekte, 52’yi 10’a bölüyorsunuz. 5,2 ediyor. Bu 5,2’yi ideal kilo olan 52’ye ekliyorsunuz. 57,2 kilo ediyor. İşte bu 57,2 rakamı, 157 santimetre boyundaki birinin kilo açısından üst sınırıdır. 52’den, 5,2’yi çıkarıyorsunuz. 47 kilo ediyor. 47 kilo da boyundaki kadının en alt sınırıdır. Demek ki bu kişinin standartları, 47 ile 52 kilo arasındadır. 47 kilonun altı, kesinlikle sağlıksızdır. Bu kişide 47 kilonun altı raşitik erkek için ideal kilo hesabı nasıl yapılıyor?Bu pratik hesapta kadın-erkek ayırımı yok. Boyu 160 santimetreye kadar olan kadın ve erkeklerde, kilodan 105 sabit rakamını çıkarıyorsunuz. Boyu 160 santimetreden uzun olan kadın ve erkeklerde de kilodan 107 sabit rakamını çıkarıyorsunuz. Ve biraz önce anlattığım hesaplamayı her ikisine de aynen uyguluyorsunuz. Bu pratik bir hesap! İdeal kilonun tabii ki kişiden kişiye değişen çok ince hesaplamaları var. Sordunuz ve ben size hemen en pratik olanı sağlık için tercihiniz kişinin en alt sınırdaki kiloda olması mı?En alt sınıra ne kadar yakınsa, sağlık açısından o kadar iyidir. Dediğim gibi yük binmez ve bütün organlar daha iyi çalışır. Bir de tabii kişinin yeterli ve dengeli beslenmesi çok önemli. Sağlıklı olmak için ölçü sadece kilo değil. Mesela kişi çok zayıftır ama sadece meyve yiyerek yaşıyordur. O kişi zayıf olsa bile sağlıklı değildir. Çünkü doğru beslenmiyor. Yani arabada tek başına ama sürekli kasisli yoldan gidiyor ve arabaya zarar veriyor. Ama yeterli ve dengeli beslenirse, yani düzgün bir asfalt yolda giderse, organlar da, araba da zarar görmez. Yeterli ve dengeli beslenen iki kişiyi ele alırsak ve bunları kıyaslarsak, kilosu standardın alt sınırında olan, kilosu standardın üst sınırında olandan kesinlikle daha toplu biri olmak çok mu sağlıksız diye sormuştum?Sağlıksız değil tabii ki. Eğer normal günlük fonksiyonlarını yerine getiriyorsa, uyku sorunu çekmiyorsa, bağırsak sindirim sistemi sorunları yaşamıyorsa, iyi besleniyorsa ve etraftan da olumsuz tepkiler almıyorsa, toplu biri sağlıksız olumsuz tepkiler almakla sağlık arasındaki ilişki nedir?“Çok kilolusun... Artık zayıflasan” gibi iğneleyici laflar insanın psikolojisini çok bozuyor. Duygusal denge çok önemlidir. Çünkü sadece midemizin değil, ruhumuzun da doyması gerekiyor. Sağlıklı olmak için tam doyum şart. Beğenilmemek kadını da, erkeği de ruhen sağlıksız yapıyor. Beğenilmemek sağlığa çok zarar kadarıyla eskiden ne sağlık için ne de güzellik için kimse zayıflamaya çalışmıyordu. Ne zaman başladı insanlarda zayıflama isteği?Zayıf kişiler, karşı cins tarafından tercih edilmeye başladığı andan itibaren başladı bu zayıflama isteği büyük ihtimalle. İnsanlar baktılar ki, zayıf olanlar karşı cins tarafından daha çok tercih ediliyor, onlar da zayıflamak için çaba sarf etmeye başladılar. Yani zayıflama isteği ilk başta güzelleşmek içindi. Ama sonra hastalıklar patladı ve şişmanlığın bu hastalıkların en büyük nedeni olduğu anlaşıldı. İşte o zaman da insanlar, “Benim zayıflamam lazım. Yoksa tansiyonum hiçbir zaman düşmeyecek, böbreklerim beni rahat bırakmayacak veya ciğerim yağ toplayıp görevini yapamayacak. Fazla kilolarım yüzünden hastalanmaya başlayacağım” demeye başladılar. İnsanlar, hastalıklar ile kilo ve beslenme arasında var olan ilişkiyi çok yaygın bir laf vardır, “aslan gibi adam gitti” derler...Dışı aslan gibi de, içi öyle değil ama. Aslan gibi adamın genç yaşta niye gittiğini şimdi biz onun beslenmesine baktığımızda anlıyoruz. Çünkü sürekli et ve yağlı gıdalar yiyor. Oysa, kanserojen kimyasallar besinlerin yağlı kısımlarında birikir. Dolayısıyla ne kadar yağlı besin yerseniz, bol yağlı etlerle, bol yağlı yoğurtlarla, yağlı yemeklerle beslenirseniz, o kadar fazla kanserojen kimyasalı içinize almış oluyorsunuz. Bu kimyasallar zamanla birikiyor ve içinizde tepecikler, urlar oluşuyor. Sonuçta da kanser patlıyor. Ama adam dışarıdan bakıldığında dağ gibi, çok iyi beslendiğini sanıyor. Ayrıca bu yağlı besinler, doymuş yağlar gidiyor damarların cidarlarına yapışıyor. Duvardaki damar resimlerine bakın...Aralarında nasıl bir fark var?Doğduğunuzda damarlar gıcır gıcır. Sonra beslenmeyle doymuş yağlar ve kolesteroller geliyor, damarlarınızın içini dolduruyor. Yağlı gıdalarla beslendikçe damarların içi daha da doluyor, kan daha da zor geçiyor ve kötü beslenmenin sonucunda derken bir gün damar durumda insan kolesterollü hiç bir şey yememeli mi?Olur mu hiç. İnsan vücudunun belli bir miktarda kolesterole ihtiyacı var. Çünkü hücre cidarları, sinir uçları hep kolesteroldendir. Vücut bu yağı kendisi yapar ve günde iki bin miligram kadar kolesterol üretir. 500-800 miligramını da dışarıdan alır. Mesela 100 gram kaşar peynirinden 100 miligram kolesterol alır. 100 gram yağsız etten 95 miligram kolesterol alır. Fazlası ise zaman içinde da damarları tıkadığı söyleniyor. Bu doğru mu?Sigara vücuttaki iyi kolesterolü düşürüyor. Vücut her gün belli miktarda kolesterolü kullanır. Kullanmadığı kolesterol ise vücutta birikir. Ortada kalan bu kötü kolesterolü, HDL dediğimiz iyi kolesterol toplar ve karaciğere götürür. Biz iyi kolesterole “çöpçü” de deriz. Sayısı yeteri kadar fazlaysa, ortadaki kötü kolesterolün hepsini toplar ve içiniz tertemiz olur. Sigara içmek, işte bu çöpçülerin sayısını azaltıyor. Yani vücuttaki iyi kolesterolü düşürüyor. Çöpçü sayısı azalınca, kötü kolesterolün hepsi toplanamıyor ve damarlar doluyor, dönersek... Niye bazı insanlar zayıf, bazıları şişman? Genetik mi belirliyor bunu?Genetik yüzde 5-7 oranında belirliyor. Aslında genetikten ziyade anne ve babanın şişman olup olmadığı çok önemli. Anne ve baba şişmansa, çocuğun şişman olma olasılığı yüzde 80’lere çıkıyor. Bu da bir nevi genetiğimsi bir şey oluyor tabii. Çünkü o evde sürekli yemek yeniyor. Çocuk onları görüyor ve o da yiyor. İlk başta yemese bile anne ve baba ısrarla ona ve babadan sadece birinin şişman olması durumunda ne oluyor?Eğer sadece baba şişmansa, çocuğun şişman olma ihtimali yüzde 50’nin altına düşüyor. Eğer sadece anne şişmansa bu oran yüzde 50’lerde seyrediyor. Çünkü çocuğa yemek yediren annedir. Eğer evde anne ve babanın ikisi de zayıfsa, çocuğun şişman olma ihtimali yüzde 20’lere ileride şişmanlık sorunu yaşayacağı çocuklukta belli olur mu?Belli olur. Şöyle belli olur. Eğer kişi bebekken çok kiloluysa, ömür boyu bunun sıkıntısını çeker. Çünkü bebeklik çağında vücudundaki yağ hücre sayısı çok artmış olur. Sürekli zayıflayıp tekrar kilo alanların, “ne yesem yarıyor” diyenlerin, bebekliklerine indiğinizde genelde çok fazla kilolu bebekler olduklarını görürsünüz. Yağ hücrelerinin yüksek sayıda olmasından ötürü, onlar genelde şişmanlık sorunu yaşıyorlar. Zira kilo, yağ hücrelerinin içinin dolmasıyla oluşuyor. Kişinin vücudundaki yağ hücrelerinin yapımı da büyüme çağında olur. Kişi büyüme çağında çok fazla kiloluysa, o kişinin vücudunda çok fazla yağ hücresi zayıfladığında vücudundaki yağ hücreleri yok olmuyor mu?Olmuyor. Sadece yağ hücrelerinin içi doğuştan genleri nedeniyle daha iştahlı ve daha şişman olan insanlar, bu genetik yapıyı diyetle aşabilirler mi?Aşabilirler. İsterlerse, iyi bir çalışma sonucunda zayıflayabilirler ve ömür boyu zayıf kalabilirler. Yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. İnsanlar sağlıklı beslenmeyi öğrenmek zorundalar. Bakın... İnsan beyninin gelişimi anne karnında yedinci aydan itibaren başlıyor ve altı yaşa kadar devam ediyor. Anne ve çocuğun doğru beslenmesi, çocuğun zekâsını yüzde 90-95 etkiliyor. Normal bir zekâya sahip çocuk, altı yaşına kadar doğru beslenirse üst düzeyde bir zekâya sahip olabiliyor. Bu yüzden “önce eğitim” değil. Önce beslenme, sonra eğitim! Size şunu da söyleyeyim. İnsanda kemik yapımı da bebeklikte başlar ve 25 yaşına kadar devam eder. Bebeklikten 25 yaşa dek, insan kalsiyum bakımından zengin gıdalarla beslenirse, kemikleri çok daha sağlam konusuna gelirsem... Diyet, kişinin genlerini değiştirmediğine göre, insanlar rejim bitince yeniden şişmanlaşmaya ve çok yemeye başlamıyorlar mı?Diyet genleri değiştirir. Hep zayıf kalarak genlerinizi çok daha farklı bir pozisyona getirebiliyorsunuz. Yani doğru ve iyi beslenmeyle ve iyi bir yaşam tarzıyla genlerinizi olumlu insanlar genelde rejimleri bitince yeniden şişmanlaşmaya ve çok yemeye başlıyorlar. Bu kısır döngünün nedeni nedir?Yediğiniz zaman kilo alırsınız. Kilo aldığınız zaman iştahınız artar. Dolayısıyla daha çok yersiniz ve daha da kilo alırsınız. Bu bir kısırdöngüdür. İnsanın iştahı kilo aldıkça daha da artar. Çünkü bünyesi genişler ve daha çok şeyi doyurmak zorunda kalır. Yeryüzünde 1,8 metrekare yer kaplarken, kısa süre sonra 2,3 metrekare yer kaplamaya ve zayıf kalmak için nasıl bir diyet uygulamalı insanlar?Eğer kişi fazla kiloluysa, beslenme şekli, alışkanlıkları yanlış demektir. Doğru beslenmeyi öğrenmek zorundadır. Bir kere, dünyada “ana öğün” diye bir şey kalmadı. Sabah, öğle ve akşam olmak üzere üç öğün beslenme ortadan kalktı. Onun yerine az az, sık sık beslenme şekli geldi. Gelişmiş ülkelerde insanlar otuz yıldan beri böyle az, sık sık beslenmek, tam olarak nasıl oluyor?Bir öğle yemeğinde önce çorba, arkasından et yemeği, onun arkasından sebze yemeği, ekmek ve arkasından da tatlı yiyip sofradan kalkmak diye bir şey yok artık. Böyle beslenmek kişide ne kan şekeri ne de tansiyon bırakıyor. Böyle beslenenin tansiyonu aniden yükseliyor ve sonra aniden düşüyor. Tansiyon, ürik asit hepsi birbirine giriyor. Az az ve sık sık beslenirseniz, bunlar olmuyor. Öğle yemeğini mesela bir tabak salata, bir kâse çorba ve bir dilim ekmekle bitiriyorsunuz. İki buçuk, üç saat sonra bir kâse cacık içiyorsunuz ve bir bisküvi yiyorsunuz. Gene birkaç saat sonra bir bardak sütle bir tost yiyorsunuz. Birkaç saat sonra bir meyve biraz peynir yiyorsunuz. Yani her üç saatte bir, az az besleniyorsunuz. Böyle yapın ve vücut ne kadar rahat ediyor görün. O zaman ne yemekten sonra uykunuz geliyor, ne de halsizleşiyorsunuz. Rahat ve enerjik yatmadan önce yemek yemenin şişmanlattığına dair yaygın bir inanç var. Bu doğru mu peki?Yanlış. Metabolizmamız hiç durmuyor ki. Yattığımızda her şeyimiz gene çalışıyor. Ama yüksek kalorili bir şey yiyip yatmak sadece gece değil, gündüz vakti de yanlıştır. Gene kalbiniz yorulur. Bakın... Önemli olan şudur. Yatana kadar yiyebilirsiniz ama, yeter ki abartılı yemeyin. Abartılı yerseniz kalbinizi yorarsınız, kötü rüyalar görürsünüz. Ama yatmadan önce yediniz diye, daha fazla kilo almazsınız. Bir elma, 50 kaloriyse hep 50 kaloridir. Elma yatarken yediğinizde daha kalorili olmaz az, sık sık beslenmede kaç öğün yemek gerekiyor?Sekiz öğün deniyor ama altı öğün de olabilir. Mesela yatmadan önce bir bardak sütle ya da bir kâse yoğurtla birlikte bir grisini veya bir dilim Etimek ve bir parça peynir biri sürekli mi diyet yapmak zorunda?Zayıflamak istiyorsa diyet yapmak zorunda. Kilo verebilmek için günlük kalori miktarını düşük tutmak zorunda. Ama zayıfladıktan sonra diyet yapmak zorunda değil. O zaman dengeli beslenmek zorunda. Bir de şu var. Eğer kişi balıketiyse ve hayatından da memnunsa, fazla kiloları kendisini çok rahatsız etmiyorsa, aksine diyet uygulamak onu ruhen rahatsız edecekse, kişinin öyle kalması daha iyidir. Çünkü duygusal denge her zaman daha önemlidir. Bozulduğunda onu düzeltmek çok zordur. Bu yüzden ruhsal durumu koruyarak zayıflamak sinirleri bozar mı?Yanlış beslenmeyle zayıflarsanız, sinir durumunuzu berbat edersiniz. Sadece elma, veya sadece et, veya sadece makarna yiyerek zayıflamaya kalkarsanız, metabolizmanın dengesini bozarsınız. Tek tip diyetle zayıflamak asla doğru mineral ve vitamin hapları almak çözüm değil midir?Kesinlikle çözüm değil. Çünkü vitaminlerin birçok formu vardır. Vitamini hap olarak aldığınızda, o vitaminin tek bir formunu almış oluyorsunuz. Oysa vitaminleri besinlerden aldığınızda, vitaminlerin birçok formunu ve ikincil maddeleri de almış oluyorsunuz. Bu yüzden E Vitamini çıktı alalım, krom çıktı alalım, onu alalım, bunu alalım derken insanların avuçları vitaminlerle doluyor. O insanlar dopingle yaşıyorlar. Doğru beslenin ve vitaminlerin hepsini kenara atın. Eğer doğru beslenemeyecekseniz vitamin ve mineral hapları alın. Mesela B-kompleks vitaminleri merkezî sinir sistemini çok etkiler ve kişinin daha sakin ve sinirsiz olmasını sağlar. B-kompleks vitaminleri özellikle ekmekte çok fazladır. Bu yüzden biz diyetisyenler, ekmeği hiç kesmeyiz. Diyet sırasında ekmeği kesmek çok söylediğiniz beyaz ekmek için de geçerli mi?Her ekmek için geçerli ama en kaliteli ekmek yulaf, çavdar ve tam buğday ekmeğidir. İkinci kaliteli ekmek kepek ekmeğidir. Üçüncü kaliteli yani en kalitesiz ekmek de beyaz ekmektir. En az B-kompleks beyaz ekmekte insanın her gün yemesi gereken besin nedir?Ekmek! Kişi ekmeği her gün yemeli. Kişi, doğru beslenmek için her gün protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller mu daha çok zayıflatır yoksa az yemek mi?Kesinlikle az yemek daha çok zayıflatır. Spor vücudun çok diri, dinç, fit olmasını sağlar ve zayıflamaya yardımcı olur. Kişi mutlaka spor yapmalı. Çünkü biz insanlar kemiklerimizin üzerinde durmayız. Biz, kaslarımızın üzerinde dururuz. Kasları yapan da spor olduğuna göre, mutlaka spor yapmamız gerekir. Spor derken ağır sporları kastetmiyorum. En güzel spor kolları sallayarak yürümektir ve yüzmektir. Aşırı spor yapmak, bedeni çok fazla yormak da zararlıdır. Sabah kalkıp akşam yatana kadar on bin adım atmak ya da yarım saat yüzmek yeterlidir. Bu da günde 4-5 kilometre yürümek yemememiz gereken yiyecekler var mı?Hayır yok. Her yiyeceği yememiz gerekir. Ne kadar çeşitli beslenirseniz o kadar kaliteli beslenmiş olursunuz. Bir yemeği yaparken on çeşit baharat katarsanız o yemeğin kalitesi daha artar, vücut için daha çok yararlı şey alırsınız. Hiçbir yiyecek yiyecekler çok tehlikeli ilan ediliyor sonra tehlikeli olmadığı anlaşılıyor. Aslında bütün yiyeceklere insan vücudunun ihtiyacı olabilir mi? Yani hiçbir yiyecek söylendiği kadar tehlikeli olmayabilir mi?Kesinlikle. Hiçbir yiyecek söylendiği kadar tehlikeli değil. Her yiyeceğe vücudun ihtiyacı var. Mesela 80 yaşına kadar her gün bir yumurta yiyebilirsiniz. Mesela mayonez... Yağ ve yumurtadan yapılmıştır. Çok kaliteli bir gıdadır. Çok kaliteli olduğu için de az yenmelidir. Mesela etin yağı... Onda da A Vitamini vardır ama fazla yendiğinde damarları doldurur. Kısacası her şeyden abartısız yemek yeme alışkanlıkları toplumdan topluma değişiyor. Mesela Fransızlar çok et ve yağ tüketiyor ama o kadar da zarar görmüyorlar. Bir Fransız, sağlıklı olmak için bir Japon gibi yemeğe başlarsa bu olumlu mu yoksa olumsuz mu bir sonuç verir?Bu, yanlış bir sonuç verir. Çünkü alışkanlıkların birden dışına çıkmak, ani değişiklikler sağlıklı yaparken geleneksel yemek yeme biçimi de göz önünde bulundurulmalı mı?Kesinlikle ülkemizdeki insanlar için en iyi diyet ne?Bizim en iyi yaptığımız şey, etli fasulye, kıymalı karnabahar gibisinden eti sebzenin içinde yemektir. Çünkü eti en kaliteli yeme şekli, sebzenin içinde pişirmektir. Izgara yaptığınızda, ya da yağda kızarttığınızda eti yaşla ilgisi var mı?Bir miktar var. Şöyle anlatayım. Yaşlılıkta daha az kalori almak gerekiyor. Çünkü iç organların çalışma hızı yavaşlıyor. Bazal metabolizma erkeklerde emeklilikten sonra, kadınlarda da menopozdan sonra kilo alacağımızı kabullenerek mi beslenmeliyiz yoksa hep aynı kiloda gayret mi etmeliyiz?En iyisi hep aynı kiloda kalmaktır. Ben 51 yaşındayım. 25 yaşında da bu kilodaydım. 25-30 yaşınızdaki kilonuz eğer rahat ettiğiniz ideal kilonuz ise, amacınız hep o kiloda kalmak olmalı. “Yaşlandıkça kilo alınır” sözü doğru insan ya da ideal insan diye bir ölçü var mı? Boyla kilo arasında böyle ideal bir denge bulunuyor mu?Body mass index denen bir ölçü var. Bu ölçüde, boyunuzun karesini alıp, çıkan rakamı kilonuza bölüyorsunuz. Sonucun 25 ve altında olması gerekiyor. Sizin boyunuz ve kilonuz kaç?Boy 166 santim. Kilo 51... çarpı eşittir Bu rakamı kilonuza bölelim. 275 bölü 51 eşittir 18,5. Bu rakam 25’in altında. Bu kilonun tabii bir de alt sınırı var. O sizdeki alt sınır 16-17’dir. Ayrıca sağlık açısından bel-kalça oranları da çok önemlidir. Erkekte bu oran kadında ise olması gerekir. Bel kalça oranını bulmak için önce baseninizi ve belinizi ölçüyorsunuz. Sonra belinizi baseninize bölüyorsunuz. Eğer ve altında bir rakam çıkarsa, ölçüler çok iyi demektir. Eğer üstünde çıkarsa dikkat etmek gerekir. Çünkü bel kalınlaşması, kişinin kalp hastası, yüksek tansiyon ve şeker hastası olma eğiliminin yüksek olduğunu ve sebze şişmanlatır mı?Her şeyin fazlası şişmanlatır. Sebzenin de fazlası şişmanlatır ve zararlıdır. Çünkü her şeyin fazlası toksit etki yaratır. Zira o besindeki etken maddeleri çok fazla alırsınız. Vücut bunun hepsini kullanamaz ve bu fazlalık sizi şişmanlık arasında bir ilişki var mı?Var çünkü fazla uyuyan kişinin kalori sarfı kendi genetik yapısını ya da yaşını göze almadan zayıflamaya çalışması bir sağlık sorunu yaratır mı?Yaratmaz. Bana, zayıflamak için 80 yaşındaki insan da geliyor, altı yaşındaki çocuk da. Hepsi de zayıflayınca daha sağlıklı olduklarını söylüyorlar. Tekrar söyleyeyim. Şişmanlık, sağlıksız bir durumdur! Vücut Kitle İndeski VKİ, insanları genel anlamda zayıf, normal kilolu, aşırı kilolu veya obez olarak sınıflandırmak için kullanılan pratik bir yöntemdir. VKİ, 1980'lerden beri ulusal obezite istatistikleri ve araştırmalarında Dünya Sağlık Örgütü DSÖ tarafından bir standart olarak uygulamada VKİ, kişilerin aşırı kilolu mu yoksa zayıf mı olduğunu belirlemek için genellikle tatmin edici bir araç olarak kabul hesaplamak için aşağıdaki bilgileri doldurun. Quetelet indeksi olarak da bilinen Vücut Kitle İndeksi VKİ, bir kişinin kilosunu ifade etmenin standartlaştırılmış bir yöntemidir. Kişinin vücut kitlesinin, kişinin boyunun karesine bölünmesi ile elde edilir. Elde edilen değer, kişinin kg/m2 cinsinden VKİ’sidir. Bu değerin ne kadar düşük ya da yüksek olduğuna bağlı olarak kişi zayıf, normal kilolu, aşırı kilolu veya obez olarak sınıflandırılır. VKİ, Belçikalı bir bilim insanı ve matematikçi olan Adolphe Quetelet tarafından 1830 ve 1850 yılları arasında geliştirilmiştir. Kişinin fiziksel sağlığını değerlendirmenin tam anlamıyla kapsamlı bir yolu olmasa da basitliği nedeniyle yaygın olarak bilinir ve kullanılır. Sadece kütleyi değil, aynı zamanda boyu da hesaba kattığı için, kişinin sağlığı hakkında yalnızca vücut kütlesini ölçmekten daha doğru bir resim çizer. VKİ, 1980'lerden beri ulusal obezite istatistiklerinin hesaplanmasında Dünya Sağlık Örgütü DSÖ tarafından bir standart olarak kullanılmaktadır. Kişinin VKİ değerini bir ağırlık sınıfı olarak kabaca ifade etmek için çeşitli sistemler mevcuttur; bunların yaygın olarak kullanılanı DSÖ’nün sistemidir. DSÖ’ye göre 18,5 altındaki bir VKİ zayıftır ve bazen kötü beslenme, bir yeme bozukluğu veya diğer sağlık sorunlarının bir işaretidir. 18,5 ve 25 arasındaki bir VKİ’nin sağlıklı kilo olduğu düşünülürken, 25 üzerindeki VKİ aşırı kilo ve 30 üzerindeki de obez olarak ele alınır. Aşırı yüksek bir VKİ, koroner kalp hastalığı, yüksek tansiyon, inme ve kanser de dahil birçok hastalık için bir risk faktörüdür. Mevcut test yalnızca eğitsel amaçlar ve iyi vakit geçirme amacıyla hazırlanmıştır. IDRlabs International ve mevcut testi, yukarıda adı geçen araştırmacılar, kuruluşlar veya iştiraklerinden bağımsızdır. Bunun gibi ücretsiz online testler, yalnızca yeni başlayanların ilgili kavramı keşfetmelerini sağlar ve fiziksel sağlığınız hakkında tamamen doğru değerlendirmeler sağlayamaz. Bu test yalnızca tarama amacıyla kullanılmalıdır. Herhangi potansiyel tanılar yalnızca bir hekim veya diğer sağlık uzmanı tarafından konabilir. VKİ’nizi ve DSÖ sınıflandırmasına göre vücut sınıfınızı öğrenmenize imkan tanıyan bu ücretsiz online testin yayıncıları olarak, bu testi istatistiksel kontroller ve test sonucu kontrollerinden geçirerek testin mümkün olduğunca güvenilir, geçerli ve kapsamlı olması için çalıştık. Psikoloji uzmanları tarafından geliştirilmiş ve istatistiksel olarak geçerliği doğrulanmış olsa da, mevcut test gibi ücretsiz online testler herhangi bir profesyonel değerlendirme veya öneri sağlamaz; bu testin sonuçları "olduğu gibi" sağlanmaktadır. Diğer online testlerimiz hakkında daha fazla için lütfen bkz. Hizmet Koşullarımız. Şu ana kadar fark etmediğiniz, sizi ileriye taşıyacak potansiyel yeteneklerinizle tanışın. Çocuklarınızın kabiliyetlerini ve karakterlerine uygun nasıl hareket edeceğinizi öğrenin. Hassas olduğunuz rahatsızlıklara karşı önlem alın. Haberler > Vücut Kitle İndeksi ile İdeal Kilonuzu Belirlemenin Birbirinden Basit 12 Yolu - 0815 1. Kilonuzun vücudunuz için ideal olup olmadığını anlamanın en iyi yolu vücut kitle endeksinizi ölçmektir. Vücut kitle endeksiBMI kilonuzun, boyunuzun metre cinsinden karesine bölünmesiyle bulunur. Vücut kitle endeksi sizin yağ oranınızı ya da metabolizmanızı ölçmez, sağlıklı olup olmadığınız konusunda da kesin bir çıkarım yapmanıza yardımcı olmaz ama boyunuza göre aşırı kilolu olup olmadığınız hakkında büyük bir ipucu hesaplama sadece bir fikir edinme amaçlı olup her zaman doğru sonuçları vermeyebilir, vücut geliştirme yapanların vücut-kitle endeksi çok yüksek olabilirken sigara içen ve düzensiz beslenen kişilerin çok düşük olabilir. Bu durumda yüksek vücut-kitle endeksi vücut geliştirme yapan birinin sağlıksız olduğu anlamı çıkmamalıdır. 2. Obez olup olmama durumunuzu vücut kitle endeksi hesaplayıcısıyla bulun. Hızlı bir çevrimiçi aramayla güvenilir bir siteden BMI hesaplayıcısı bulabilirsiniz. Hesaplama sisteminin metrik olarak hesapladığından emin olun. Boyunuzu ve kilonuzu girdikten sonra işi hesap makinesine Hastanesinin vücut kitle endeksi hesaplayıcısını vücut-kitle endeksiniz altındaysa zayıf Arasında bir değere sahipseniz boyunuza göre normal/sağlıklı bir kilodasınız arasında bir BMI değeri kilolu olduğunuzu gösterir ama obez denilecek seviyede BMI sonucunuz 30 veya daha yüksekse obez sayılırsınız, eğer bu değer 40 ve üzeri ise bir uzmanla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. 3. Zayıf insanlar daha mı uzun yaşar? Ne kadar zayıf olduğunuza bağlı olarak değişse de eğer ortalama bir BMI değerine sahipseniz, evet daha uzun yaşarsınız. New Engalnd Journel of Medicine milyon amerikalının verisini analiz etti. Araştırma sonuçlarına göre BMI değeri 40 üzerinde olan obezler hayatlarını beklenenden kat hızlı kaybederken normal BMI değerlerine sahip olan kişiler daha uzun süre değeriniz yaşam süreniz hakkındaki tek etken olmadığını unutmayın. Eğer uzun ve sağlıklı bir yaşam istiyorsanız beslenme ve yaşam tarzınız da çok önemlidir. Daha fazla sebze tüketmek, öğünleri küçültmek, egzersiz ve sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak uzun süre yaşamanızda etkilidir. 4. Birkaç kilo fazlayla da uzun bir hayat sürebilirsiniz. Geçtiğimiz yıllarda hafif kilolu olmanın daha uzun süre yaşayabileceğimizi öneren başlıklar görmüştük %6 daha uzun. Sağlık personelli arasında ’obezite paradoksu’’ olarak geçen bu öneri çok fazla teoriye ve farklı fikirlere sahip. Bazı veriler az miktarda ekstra kilonun normal BMI değerleri içinde kalındığı sürece zayıf olarak bir hayat sürmekten daha sağlıklı olduğunu paradoksunun savunmalarından birisi de ekstra kilosu olan kişilerin hastalık durumlarında kilo kaybıyla daha iyi baş doktorların kilolu kişileri daha dikkatli muayene ettiği için potansiyel risklerin ortaya çıkmasının daha kolay olduğu gözlemlenmiş. 5. Biraz kilolu olmak sorun teşkil eder mi? Genel anlamda normal BMI değerleri içinde kalmak en biraz kilolu olmanın tek başına negatif etkisi çok fazla değil, zaten hemen hemen herkesin yaşlandıkça biraz kilo aldığını rahatlıkla görebilirsiniz. Zaten biraz kilolu durumdaysanız ve yaşlandıkça kilo alan gruptaysanız bu zamanla obeziteye evrilebilir ve dikkat edilmesi gerekir. Obezite kalp hastalıkları, diyabet ve hatta kanser gibi hastalıkların riskini arttırır. Eğer biraz kilolu biriyseniz porsiyonlarınızı küçülterek ve biraz egzersiz yaparak ideal kilonuza bir rutine sahip olduğunuzda bunun sonuçlarını zamanla göreceksiniz. BMI değeriniz aralığına geldiğinde tamamdır, şimdi rutini devam ettirme zamanı! 6. Ekstra kiloların hangi bölgede olduğu da önemli. Vücut geliştiricisinin kaslarındaki ekstra kiloyla, spor yapmayan birinin karın bölgesinde ekstra kilo arasında büyük bir fark vardır. İç yağlanmada bel ve karın bölgemizdeki yağlanmalar diğer tüm bölgelerdeki yağlanmalardan daha tehlikeli. Bel çevresindeki yüksek yağ oranı kardiyovasküler hastalıkları ve kanser riskini arttırır. 7. Vücudumuzdaki ekstra kiloların kaynağının, su mu yoksa yağ mı olduğunu nasıl tespit ederiz. Forma girmenin birinci adımı sonra vücudunuzda bulunan en ağır şey sudur. Kilo vermeye başladıysanız ve tükettiğinizden daha fazla kalori harcıyorsanız bu genelde vücuttaki su kaybından dolayıdır. Kilo kaybetmeden önce bunun sudan ya da başka bir nedenden olduğunu bilemeyiz. Obezler genelde vücuttaki su oranını daha iyi korur, iyi haber ise bir kaç kilo verdikten sonra bu işlem daha kolay bir hale gelecek. 8. Daha fazla su içmek = daha fazla kilo vermek. Ne kadar su içerseniz vücudunuz yağ yakma konusunda o kadar işlevli hale geliyor. Ayrıca su içmek açlık hissinizi bastırdığından daha az kaloriyle doyma hissi yaşarsınız. Bunlara ek olarak su tüketimi metabolizmanızı hızlandırır ve daha kolay egzersiz yapmanızı gösteriyor ki günün üç farklı saatinde 500ml kadar su içmek, kilo vermenizde büyük etken. 9. Vücudumuzdaki yağlar mı daha ağır yoksa kaslar mı? Kaslar yağdan daha yoğun haldedir. 1 kilo yağ 1 kilo kasa eşit ağırlıkta olduğu için biri diğerinden daha ağırdır diyemeyiz fakat aynı ağırlıktaki yağ kastan çok daha fazla yer bir kilo pamuk mu daha ağırdık bir kilo demir mi sorusu gibi düşünebilirsiniz. Eşit olmalarına rağmen demir daha küçük bir hacimle aynı ağırlı sağlar. 10. Kilo vermek istiyor olsanız dahi kas yapmanız gerekir. Günün sonunda kilo vermek ve fit olmak istiyorsanız yağlardan daha yoğun olmasına rağmen kaslara biraz daha ağırlık eklemenin sakıncası yoktur. Kas yaparken kalori yaktığımız için bunun bir sakıncası yoktur. Eğer günlük kalori ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde karşılayıp bunu da egzersizle desteklerseniz günün sonunda kas yaparken kilo da vermiş olacaksınız. Merak etmeyin Dövüş Kulübü’ndeki Tyler Durden’dan kaslı olmazsınız. Tükettiğinizden fazla kalori yakıyorsanız buna kalori açığı denir. Kilo vermenin en iyi yöntemi sağlık beslenip egzersiz yapmak ve bu kalori açığını sağlıklı bir seviyede tutup hepsini birleştirmektir. Bir kere ideal kiloya geldiğinizde yapmanız gereken yeterli kaloriyi almak ve düzenli egzersize devam etmektir, bu sayede ideal kilonuzu korursunuz. 11. Arnold Schwarzenegger'in gençliği gibi olmak sağlıksız mı? BMI değeriniz normal değerler arasında kaldığı sürece kas torbası olmanızın bir zararı yok. Hatta tonla güç antremanı yapıp normal değerlerin dışında bir BMI değerine sahip olsanız bile bu egzersizlerin artısı BMI değerinden gelen olumsuzlardan daha ağır geliştirmeye aşırı derecede takıntılı olmamanız gerektiğini not etmek önemlidir. Büyük kaslara sahip olmak yerine sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamaya odaklanmalısınız. 12. Kas yapıyor ve kilonuz için endişeleniyorsanız doktorunuzla konuşun. Kas yapıyor ve kilonuz için endişeleniyorsanız doktorunuzla değeriniz tek başına büyük resmi görmeye yeterli değildir. Eğer sağlığınızla alakalı bir endişeniz varsa en doğrusu aile doktorunuza ya da konuyla alakası olan diğer uzmanlara danışmaktır. Çok kaslı olduğunuzu ve bu durumun sağlığınız için sorun teşkil ettiğini sadece konusunda eğitim almış uzmanlar tehlikeli takviyeler alıyor, kendinizi aç bırakıyor ya da kas geliştirici ilaç kullanıyorsanız bu durumun sağlıklı olduğunu söylemek imkansızdır ama haftada bir kaç gün spor salonuna gidip bunu obsesif hale getirmekten egzersizinizi yapıyorsanız muhtemelen sağlıklı birisinizdir. Bu içerikler de ilginizi çekebilir. 👇

zayıf mı kilolu mu testi