🎈 Ahmed Arif Doğum Günü Şiiri
AhmedHaşim, (d. 1884, Bağdat – ö. 4 Haziran 1933, Kadıköy, İstanbul), sembolizmin öncülerinden Türk şairi. Bağdat’ta doğmuştur. Babası mülkiye kaymakamlarından ve Bağdat’ın eski ve bilinen ailelerinden biri olan Alusizadelere mensup Arif Hikmet Bey; annesi ise yine Bağdat’ın ileri gelenlerinden Kahyazadeler’in kızı Sara Hanım’dır.
Yabancıdil bildiği için evlerde ders verir. Bir de elinden şiir yazmak gelir. Ahmet Cemil’in hayalinde yazdığı şiirlerle edebiyat dünyasında yeni bir çığır açmak vardır. Asıl doğum günü olarak belirttiği gün, dayısından hediye olarak bir saat aldığı gündür. Saati incelemeye, içini sökmeye ve
AhmetOktay, Ahmed Arif şiirinin yazıldığı 1950'lerde değil, gün ışığına çıktığı 1970'lerde fraksiyonlarca tüketildiğini yazdı Karanfil ve Pranga adlı kitabında. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Ahmed Arif, anlaşılır nedenlerle Kürt hareketlerince biraz daha fazla öne alınmakla birlikte, hiçbir zaman
Türkedebiyatının usta şairlerinden Ahmed Arif, 27 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Anasayfa; Gündem 18:41 Bayramın ikinci gününde Muğla’da kilometrelerce araç kuyruğu! Reklamı Kapat. Anasayfa/ Doğum adı Ahmet Hamdi Önal olarak bilinmektedir. Eserlerini toplumcu gerçekçilik anlayışı ile yazan şairdir.
Doğumgünün kutlu olsun, Yaşamda her türden neşeyi tatmalısın. En İyisini Hak Ediyorsun Sen en iyisini hak ediyorsun Hayattaki tüm özel şeylerden, Seni ne mutlu ederse Her ne doğru geliyorsa. Bu hediyelerin senin olmasını istiyorum Her gün onlara baktıkça Sevgiyi ve huzuru bulmanı diliyorum Sen her şeyden çok değerlisin. Hiç Bitmeyen Neşe
Çocuksunsen [Ahmet Telli] - 1,0 Mb. Gidersen yıkılır bu kent [Ahmet Telli] - 2.1 Mb. Gidersen yıkılır bu kent [Ayşe Egesoy] - 570 Kb. Hala koynumda resmin [Ahmet Telli] - 570 Kb. Kalbim unut bu şiiri [Ahmet Telli] - 760 Kb. Konuğum ol [Ahmet Telli] - 470 Kb. Özlemedim seni [Ahmet Telli] - 425 Kb. Özletiyor seni bu yağmurlar [Ahmet
Türkçeyien iyi kullanan şairlerden birisi olan Ahmed Arif'e ait en güzel ve anlamlı sözleri beğeniyor ve birçoğunu öğrenmek mi istiyorsunuz? Kısa, uzun, anlamlı, resimli, en güzel
Yukarıdada belirtildiği üzere, nükte yapmak için veya bir anlam inceliği yaratmak, şairin gayet iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecahül-i arif denir. Tecahül-i arifin özünü oluşturan nükte, dört amaç için yapılmış olabilir.
Diyarbakırda Ahmed Arif'in doğum günü kutlandı, Aşık İhsani anıldı bir parkın içinde yer alan Ahmed Arif büstünün önünde şairin “Hasretinden Prangalar Eskittim” kitabından şiirleri okundu. PEN Temsilcisi Şeyhmus Diken, Ahmed Arif’in kitabının yayıncısı Metis Yayınevinin mesajını paylaştı. Diken daha
Crge.
27 adet şiir bulunduAkşam Erken İner MahpushaneyeAkşam erken iner mahpushaneye. Ejderha olsan kar etmez. Ne kavgada ustalığın, Ne de çatal yürek civan oluşun. Kar etmez, ince... AnadoluBeşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Ut... Ay KaranlıkMaviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş... Bir Akşam ÜstüdürBir akşam üstüdür sarabî Bahçeler ve dağlar üzre hükümran; Tam dünyayı dolaşmak saatindesin. Ay ışığı su içer birazdan. Kızar... Bu Zindan, Bu Kırgın, Bu Can PazarıGördüler Yedi cihan, İn, cin Kaf dağının ardındakiler, Kıtlık da kıran da olsa Gördüler analar neler doğurur Aman aman hey...... Diyarbekir Kalesinden Notlar Ve Adiloş Bebenin Ninnisi1. Varamaz elim Ayvasına, narına can dayanamazken, Kırar boynumu yürürüm. Kurdun, kuşun bileceği hal değil, Sormayın hiç Laaa... Hani Kurşun Sıksan Geçmez GecedenYiğit harmanları, yığınaklar, Kurulmuş çetin dağlarında vatanların. Dize getirilmiş haydutlar, Hayınlar, amana gelmiş, Yetim ... Hasretinden Prangalar EskittimSeni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard-a... İçerdeHaberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahz... Kalbim Dinamit Kuyusu...Beni, gözlerin götürür Gözlerin Aşkla, acıyla... Kuşatmışlar Sesimi, soluğumu Kesilmiş Tuz-ekmek payım Vurgunum Ve darda, ... KaraÇarpmış, Paramparça etmiş, Kara sütü, kara sevdayla seni... Ve kara memelerinde dişlerin asi, Karadır, upuzun yattığın gece, ... Karanfil SokağıTekmil ufuklar kışladı Dört yön, onaltı rüzgar Ve yedi iklim beş kıta Kar altındadır. Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar Ray... Leylim - LeylimLeylim - leylim dünyamızın yarısı Al - yeşil bahar, Yarısı kar olanda Gene kavim - kardaş, can - cana düşman, Gene yediboğum ... MerhabaGün açar, Karın verir yağmurlu toprak. İncesu Deresi, merhaba. Saçakta serçeler daha çılgındır, Bulutlarda kartal, Daha çalım... Onur Da AğlarGözlerinin pınarında Bir bulut, Boşandı boşanacak Nerdeyse. Aklımdan geçenleri Okuyorsun su gibi. Dünya gördü Bizi boğazladıl... Otuzüç Kurşun1. Bu dağ Mengene dağıdır Tanyeri atanda Van'da Bu dağ Nemrut yavrusudur Tanyeri atanda Nemruda karşı Bir yanın çığ tuta... RustemoModan yaylasına eşkin almadan Maktela üzerinde sağımız Karbeyaz Çermik Dağları Solumuz kan kırmızısı Fırat'tır Dört mevsim ye... Sevdan BeniTerketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim,... SuskunSus, kimseler duymasın. Duymasın ölürüm ha. Aydım yarı gecede Yeşil bir yağmur sonra... Yağıyor yeşil. En uzak, o adsız ve k... TogliattiPalmiro, Palmiro şanlı işçi Sıcak yaralarındaki barut kokusu kesik, anaların sütü Ve kaçmıştır bebelerin uykusu Koku katedral... TutukluBirden Kurşun yemiş gibi susar Gözbebeklerime karşı Susar da Açılıp yol verir şehir Sade radyolarda bir gamlı hava "Elaziz uz... UnutamadığımAçardın, Yalnızlığımda Mavi ve yeşil, Açardın. Tavşan kanı, kınalı - berrak. Yenerdim acıları, kahpelikleri... Gitmek... Uy HavarYangınlar, Kahpe fakları, Korku çığları Ve irin selleri, aç yırtıcılar, Suyu zehir bıçaklar ortasındasın. Bir cana,... Vay KurbanDağlarının, dağlarının ardı, Nazlıdır. Uçurum kıyısında incecik bir yol Gider dolan-dolana, Bir hastan vardır, umutsu... Yalnız DeğilizBir ufka vardık ki artık Yalnız değiliz sevgilim. Gerçi gece uzun, Gece karanlık Ama bütün korkulardan uzak. Bir sevdadır böy... Yurdum Benim, ŞahdamarımEngereğin dişlerine işledim, Ağu dişlerine Oluklu, çentik... Ve vurgun, Gözleri bir çift cehennem Burnuna kan tütmüş Pars bıy... ZulümCanımda damıttım seni ey zulüm, Sancısını inceden kum gibi taşıdığım... Kasığımda amerikan kemendi bağıra bağıra geceler boyu... Arama En çok okunan şiirler İstiklâl Marşı Eksik Avradın Kötüsü Dizini Dikip Oturur Anlıyorsun Değil Mi Bizim Memleket İki Serseri Saman Sarısı Karlı Kayın Ormanında Aleviyim Ben Gündüz Ölümün Yükselişi Ve Çöküşü Kırkıncı Yılımız Kocalmaya Alışıyorum Ceviz Ağacı Babanız Geldi Çocuklar!.. Türkmen Güzeli Kız Çocuğu Kurşun Sıkmalı Kandil İyimserlik İnce Sızı Yalnızın Durumları X Yalnızın Durumları XVIII Mektup Başlangıç Gülüm Eyvallah Gölgemdeki İz Aşk Nişanesi Siyah Gözlerine Beni De Götür Âvâre Gönül En çok okunan şairler Barış Manço Cemal Safi Fazıl İbaokurgil Ceylan Koryürek Tekin Gönenç Akgün Akova Serdari Yahya Kemal Beyatlı Pir Mehmet Orhan Veli Kanık Şanar Yurdatapan Bayburtlu Zihni Pir Sultan Abdal Pablo Neruda Mehmet Süreyya Timur Mehmet Nacar Ahmed Arif Nazım Hikmet Ran Sabit İnce Orhan Seyfi Orhon Gültekin Samanoğlu Ülkü Tamer Hüseyin Çırakman Ahmet Cemal Karacaoğlan Abdullah Işılak Ahmet Hamdi Tanpınar Habib Karaaslan Ziya Gökalp Olcay Yazıcı Vedat Varol Uğur Mumcu Mehmet Atilla Maraş H. Vasfi Uçkan Mısri Niyazi Mehmet Akif Ersoy Hisari Ahmet Erhan Attilâ İlhan toplam 399 şairin tane şiiri ile güncellenme tarihi 15-04-2014
- 1250 Güncelleme - 1250 Ahmed Arif'in sevenleri bugün 91. yaş gününde Ahmed Arif'i anıyor. Şiirlerinde toplumcu gerçekçi geleneğe bağlı kalmış Ahmed Arif, edebiyat tarihine damga vuran şairlerden oldu. İşte Ahmed Arif'in yaşamına dair detaylar... Ahmed Arif, doğum gününde sevenleri tarafından anılıyor. Şiirleriyle edebiyatın vazgeçilmez isimleri arasında yer alan Ahmed Arif, aynı zamanda gazeteci kimliğiyle de tanınıyor. Şiirlerini toplumcu gerçekçi gelenekle yazan Ahmed Arif, 2 Haziran 1991 yılında 64 yaşındayken hayatını kaybetmişti. İşte Ahmed Arif'in yaşamından notlar... AHMED ARİF KİMDİR? 21 Nisan 1927'de Diyarbakır'ın Hançepek semtindeki Yağcı sokak 7 no'lu evde doğan Ahmed Arif'in asıl ismi Ahmed Önal'dır. Ahmed Arif, Diyarbakır Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu. 1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde kullandığı kendine has lirizmi ve hayal gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Şiirlerinde hep ezilen insandan yana oldu ve ezilenlerin kardeşliğine vurgu yaptı. Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968'de yayımlandı. Türkiye'de en çok basılan kitaplar listesindedir. Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelenmiştir. Ahmed Arif, Ankara'da yalnız yaşadığı evinde 2 Haziran 1991 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Ahmet Oktay'ın 1990 tarihli Karanfil ve Pranga adlı çalışması Ahmed Arif şiiri üzerine yapılmış en detaylı çalışma olarak kabul edilir. Ayrıca, Muzaffer İlhan Erdost'un Üç Şair adlı kitabında da, Ahmed Arif şiirinin yorum ve çözümlemeleri bulunmaktadır. AHMED ARİF'İN ŞİİR KİTAPLARI Hasretinden Prangalar Eskittim Everest yayınları, ISBN 975-297-021-4, 57. basım, 2006Yurdum Benim Şahdamarım Everest yayınları, İstanbul, Kasım 2005, 5. Basım AHMED ARİF'İN ŞİİRLERİNDEN BAZILARI Akşam Erken İner MahpushaneyeAnadoluAy KaranlıkSen Hep Şerefinle Yaşarsın Baba [kaynak belirtilmeli]Bu Zindan Bu Kırgın Bu Can PazarıDiyarbekir Kalesinden notlar ve Adiloş Bebenin NinnisiHani Kurşun Sıksan Geçmez GecedenHasretinden Prangalar EskittimİçerdeKaraKaranfil SokağıLeylim LeylimMerhabaOtuz Üç KurşunSevdan BeniSuskunUnutamadığımUy Havar!Vay KurbanYalnız DeğilizKara AHMED ARİF'İN BESTELENEN ŞİİRLERİ Akşam Erken İner Mahpusaneye Cem Karaca - Akşam Erken İner MahpusaneyeAkşam Erken İner Mahpusaneye Fuat Saka - Akşam Erken İner MahpusaneyeAy Karanlık Ahmet Kaya - Maviye Çalar GözlerinAy Karanlık Cem Karaca - Ay KaranlıkDiyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebe Cem Karaca - Adiloş BebeDiyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebe Kızılırmak - Adiloş BebeDiyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebe Moğollar - Adiloş BebeHasretinden Prangalar Eskittim Ahmet Kaya - Hasretinden Prangalar EskittimHasretinden Prangalar Eskittim Suavi - Hasretinden Prangalar Eskittimİçerde Rahmi Saltuk - Dağlarına Bahar Gelmiş MemleketiminKara Cem Karaca - KaramKara Grup Ekin - De Be Aslan KaramOtuzüç Kurşun Cem Karaca - Otuzüç KurşunOtuzüç Kurşun Grup Baran - Otuzüç KurşunOtuzüç Kurşun Zülfü Livaneli - KirvemOtuzüç Kurşun Fikret Kızılok - VurulmuşumOtuzüç Kurşun Onur Akın - Otuzüç Kurşunotuzüç kurşun Ciwan Haco- sî û sê guleSevdan Beni Cem Karaca - Sevdan BeniSevdan Beni Fikret Kızılok - Haberin Var MıSuskun Fikret Kızılok - İki Parça CanSuskun Ahmet Kaya - SuskunSuskun Edip Akbayram - SuskunSuskun Alaaddin Us - SuskunUnutamadığım Cem Karaca - UnutamadığımUnutamadığım Grup Baran - UnutamadığımUy Havar! Ahmet Kaya - Oy HavarVay Kurban Cem Karaca - Vay Kurban
Anlatılanlara göre, 1927 Nisan ayının 21. Gününde doğmuşum, Diyarbakır’da Yağcı sokak 7 nolu evde. Yani, yazlık ve kışlık odalarıyla, geniş avlusuyla, bahçesiyle dönemin tipik Diyarbakır evlerinden birinde. Asıl adım, Ahmed Önal. Ahmed Arif olarak bilinirim. Öz anamın adı, Sayre. Kürt'tür. İki yaşındayken kaybettim onu, kardeşimin doğumu sırasında. Beni büyüten, emziren, yedirip içiren, eğiten Arife Anamdır. Babam, Kerküklü Arif Hikmet. Kürt değildir. Rivayete göre, babamın büyük babası Rumeli’den göçmüş buralara. Babamın sivil hayattaki son görevi, nahiye müdürlüğü. Bu üçünü de çok severim; hayatta laf söyletmem onlara. Hatta bir keresinde, nezarethanede polis, anama babama sövdü, aynı dille karşılık verdim ona; tabi cezayı kesti hemen ama olsun yinede yutmadım savurduğu küfrü. İlkokulu Diyarbakır Siverek İlkokulunda okudum. Hatırlıyorum o dönemde “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası başlatılmıştı. Türkçe konuşmayanlar ya da konuşamayanlar, karakola götürülüp dövülüyordu. Tam olarak hatırlamıyorum ama galiba 1934 yılıydı. Karakolun önene birini yatırmışlar, adam çıplak. Polis öldüresiye dövüyor adamı. Adam “Ya Muhammed” diye bağırıyor durmadan. Bağırmasından adamın Arap olduğunu anladık. Çünkü Türk, Kürt ya da Zaza olsaydı başka türlü bağırırdı. Biz çocuklar, aşağı yukarı yetmiş-seksen metre daha yukarıdayız; hepimizin elinde ip sapan. Anlaştık aramızda ve polislere bıraktık taşları; Arab’ı vurmamaya da gayret ettik tabi. Sapanlarla iki polisi yıktık yere, sonrada başladık kaçmaya. Akşama herkes bizden söz ediyordu mahallede. Ortaokulu da Urfa’da okudum. Liseyi ise yatılı olarak, Afyon Lisesinde. Bütün okul hayatımda, tanıdığım en yetenekli, en yiğit, en mert, en bilgili adamlar o lisedeydi. İşte o yıllar… Yıl 1943 olmalı… Taş çatlasa 16–17 yaşındayım. Durmadan şiir yazıyorum. Bir dergi, Seçme Şiirler Demeti adıyla kuşe kâğıda basılıyor. Bir sayfanın sol başında Neyzen Tevfik, sağ başında Ahmed Arif. Ben Neyzen Tevfik’in torunu yaşındayım tabi o zaman hatta daha da küçük. Birde 10 Lira geliyor bana dergiden, telif hakkı. Düşünün Babam bana ayda 5 lira gönderebiliyor. O yüzden 10 Lira büyük paraydı o zaman için. İlk şiirim, 1942 yılında Afyon Halkevi dergisi, Taşpınar’ın kasım sayısında yayınlandı. Şiirimin ismi “Gözlerin” Gözlerim maviliğin ruhudur. Fecirlerin tebessümü içer. Berraklığında ilah çocukları uyur Ve emer sukutu beyaz gölgeler. Aslında bu şiiri, ortaokulda yazmıştım ama son düzeltilerini lisede yaptım. 1947 yılı sonbaharında, yüksek öğrenim için Ankara’ya gittim. Dil ve Tarih, Coğrafya, Felsefe Bölümüne kaydımı yaptırdım. Bir yıl sonra Merkez Bankası’nda işe girdim. 1951 yılı Ekim ayında başlatılan “solcu tevkifatı’nda” iş yerimden alınarak götürüldüm, bunun yüzünden de eğitimi mi tamamlayamadım. Dokuz gün işkenceye mahruz kaldım. Benden, para toplayarak komünistlere dağıttığıma dair bir belgeyi imzalamamı istediler. Daha sonra soruşturma kapsamında beni İstanbul’a götürdüler; Sansar yan Hanında bir hücreye attılar beni. Orada bulduğum bir kibrit çöpüyle duvarda bir takvim oluşturdum. Doğru mu bilmiyorum ama tam 128 gün saydım. İşkenceler çok kötüydü, iddia ediyorum bana yapılan işkence kimseye yapılmamıştır bu ülkede. Çıldırmak üzereydim, sesler duyuyordum. İnsanın bazı duyuları çalışmadığında çalışan duyular eskisinden daha fazla çalışıyor. Benimde hücrede görme duyum çalışmıyordum çünkü hep karanlıktı, çığlıklar, haykırmalar duymaya başladım. Sonra dedim ki “Oğlum Ahmed burada delirirsin filan arkandan söylenti çıkarırlar, korkusundan delirdi diye kalk önüne geç bunun” ve sonra bileklerimi kestim. Sonrasını hatırlamıyorum, hastanede uyandım; zar zor yetiştirmişler. Garip… Hem işkence ediyorlar, içerde bile acı çektirmek için o kadar uğraşıyorlar hem de ölmeme izin vermeyip beni hastaneye yetiştiriyorlar. Sakın onarlın yaptığını iyilik ya da insanlık olarak algılamayın. Daha fazla acı çektirmek için beni yaşattıklarını öğrenmem uzun sürmüyor. İyileşip hücreye tekrar atılmamdan sonra, bir gece yıldırım bir telgraf geliyor bana, Anamdan. Şöyle diyor “Baban öldü, cenaze yerde kaldı, ben oralara gelemiyorum. İmza Annen Arife. O an telgrafı okur okumaz neler yaptığımı anlatmak istemiyorum. Gençler bilmesin bunları. Ama öyle demoralize olmuşum ki hemen hastaneye yetiştiriyorlar. Daha sonra bu telgrafın düzmece olduğunu doktordan öğreniyorum. Meğerse Anam bana hiç telgraf çekmemiş. Babamı 1953 yılında kaybettim, hala içerdeyim o vakit. Ama benim tutuklandığımı hiç bilmedi babam, başından beri benim Avrupa’da olduğumu sanıyordu. TCK’nin 141. Maddesine ihlalden toplam 38 ay tutuklu kaldım. Tekrar ediyorum 141. Maddeye ihlalden. Nedir 141. Madde? Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Yani bana 1951 de zorla imzalattırdıkları belge. Düzmece kişilerin, düzmece tanıklarla desteklendiği, düzmece bir mahkeme tarafından, düzmece bir suçun kabulü, benim tam 38 ayıma mal oldu. 7 Ekim 1954’te tahliye edildim, tabutluktan yattığım 17 günün neticesi sağ omzumdaki ağrıyla. Hala çekerim o ağrıyı. 1956’ dan itibaren Medeniyet, Öncü ve son olarak Halkçı gazetelerinde düzeltmenlik yaptım. Şiirlerim başta Pazar Postası olmak üzere birçok dergi ve gazetede yayınlandı. İlk ve tek şiir kitabım Hasretinden Prangalar Eskittim ’i 1968 yılında çıkardım. Tek kitabımdı ama tam 20 senemi verdim o kitaba. Sonraki baskılarla eklenmiş şiirleri sayarsak tam 50 yıl. Şiirlerim kısa zamanda devrimciler, bilim adamları, gazeteciler, aydınlar ve üniversite öğrencileri arasında çok sevildi, bunu kitabımın baskı üzerine baskı yapmasından idrak ediyorum. Şüphesiz şiirlerim 1971 ve 1980 darbelerinde tutuklanan gençlere ve aydınlara dayanak oldu. Emekliliğimden sonra Ankara’daki mütevazı evime çekildim. Gösteriş ve gürültüden uzak durmuşumdur hep, çünkü ben doğuluyum. Az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geri bırakılmış bir ülkenin aşiret töreleriyle yetişmiş bir çocuğuyum. 1983’te Anam Arife Önal’ı kaybettim. Okumamıştı ama… Pardon, okumamış yanlış oldu. Okutulmamıştı ama şirin bir kadındı. Bir keresinde komşularıyla toplanmışlar muhabbet ediyorlar. Komşu kadılar sürekli oğullarıyla övünüyorlarmış “Benim oğlum İzmir’e gitti doktor oldu. Benim oğlum İstanbul’a gitti mühendis oldu. Büyük oğlum Bursa’ ya gitti mimar oldu” diye. Anam altta kalır mı? Oda “Benim oğlumda Ankara’ya gitti komünist oldu” demiş. Garip anam ne bilsin, komünistliği de doktorluk, mühendislik gibi bir meslek zannediyor. Asıl adım Ahmed Önal, Ahmed Arif olarak bilinirim. Yaşamım boyunca hakkı aradım; ezilenin ve güçsüzün yanında durdum. Memleketlilerim sömürülmesin, memleketlilerim kullanılmasın, memleketlilerim ölmesin diye konuştum. Eşitlik için yazdım, eşitlik için söyledim, eşitlik için dayak yedim, eşitlik için sövdüm. O günleri göremeyeceğimi bilsem de birilerine o günleri gösterebilmek için öldüm
ahmed arif doğum günü şiiri