🎆 Cemal Süreya Kadınlar Susarak Gider Şiiri Sözleri
Asıladı Cemalettin SEBER’dir. Cemal Süreya 1931’de, Kürt bir ailenin çocuğu olarak Pülümür’de dünyaya gözlerini açar. Babası Hüseyin, annesi ise Gülbeyaz’dır. Çocukluğunun ilk yıllarını Pülümür’de geçirir.1938 Dersim soykırımında ailesi ile birlikte Bilecik’e sürgüne gönderilir. Bir gece yarısı
NEHİRLER BOYUNCA KADINLAR GÖRDÜM Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar Hepsine yüzer kere rastladım en azdan Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda Bozkıra doğru seyrele seyrele Cemal Süreya Sözleri Şiirleri - Cemal Süreya Sözleri - Cemal Süreyya - Sayfa 11 - Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
Asıl adı Cemalettin Seber'dir. Cemal Süreya 1931'de o yıllarda Erzincan'a bağlı olan Pülümür ilçesinde doğdu. Çocukluğunun ilk yıllarını Erzincan şehrinde geçirdi. 1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirmiştir.
CemalSüreya "Kadinlar Susarak Gider" lyrics. Translation to : EN ES. Kadinlar susarak giderler, Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi
Cemal Süreya. Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden. En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye. Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız. Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun. Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez. Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor. Devamını Oku.
Cemal Süreya (1931, Erzincan - 9 Ocak 1990, İstanbul) ya da gerçek adıyla Cemalettin Seber, şiir, mektup, antoloji, çeviri, deneme, günlük, inceleme ve söyleşi türlerinde 22 adet eser kaleme almış İkinci Yeni şiir akımının usta kalemi Türk şair, yazar ve çevirmendir. Cemal Süreya, 1931 yılında Erzincan'da, Pülümür'den
KADINLAR SUSARAK GİDER. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar.
YazmamDaha Aşk Şiiri. Cemal Süreya. Oydu bir bakışta tanıdım onu Kuşlar bakımından uçarı Çocuk tutumuyla beklenmedik Uzatmış ay aydınlık karanlığıma Nerden uzatmışsa tenha boynunu Dünyanın en güzel kadını oydu Saçlarını tarasa baştan başa rumeli Otursa ama hiç oturmaz ki Kan kadını rüzgardı atların
Böylecebir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden. En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu. kesmemeye. Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız. Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun. Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez. Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor.
xgE9b.
Cemal süreyya sözleri ile derlenmiş yeni konumuzda büyük şair ve yazar cemal süreyyanın resimli ve anlamlı sözlerini bir araya getirdik. Anlamlı sözlerin çoğunlukta olduğu cemal süreyya sözleri yazının devamında sizleri bekliyor. Bir kırıldık, daha da kırılırız. Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza. Kimseyi suçlama, Suçlanacak biri varsa o da sensin. Sonuçta o sana küçük bir umut verdi, Sen ise ona her şeyini verdin. Gider gibi yapmadım ben, ya kaldım ya gittim. Sen ise kalır gibi yaptın, ama gittin ve ben bittim. Bir gün seni bırakırım ya tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu evet, gün geliyor, bıkıyorum senden, ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu… Annem gözyaşları için ekmek kırıntısı gibi değerlidir derdi. Üstüne basıp geçenlerin çarpılışını görmek için bekliyorum seni. Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara içinde kalsın dizlerim, yüreğim kadar acımaz nasıl olsa. “Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı. Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı” Masmavi gökyüzünde süzülen beyaz güvercinleri takip ediyorum şu kısacık ömrümde. Diyorum ki “Hayat kısa kuşlar uçuyor.” Sana yolculuk yapmak istiyorum. Kes yüreğine giden bir bilet. Cam kenarı değil; CAN kenarı olsun. Zaman değilmiş gideni geri getiren, aslında zamanmış var olanı götüren. “Şimdi açsam pencereyi de beklesem… Sen gelsen… Olmaz ya hani geliversen… Hiçbir şey sormasan… Hiçbir şey söylemesen… Sussam… Sussan… Sussak…” Dokunulmasa da görülmese de kalpte yer verilir bazısına, nedensiz. Aklıma bile gelmiyorsun artık, o kadar kalbimdesin ki! “Yalnız aşkı vardır, aşkı olanın ve kaybetmek daha güç bulamamaktan… Sen yüzüne sürgün olduğum kadın, kardeşim olan gözlerini unutamadım. Çocuğum olan alnını, sevgilim olan ağzını, dostum olan ellerini unutamadım.” Cemal Süreya Ben senin sevgilin, baban, ağabeyin, arkadaşınım… Biri bitse biri kalır. Seni hiç bırakmayacağım. Her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. Kim sorsa saat kaç diye, cevabım hep aynı; o’na doğru BENİMSİN’ demeden önce SENİNİM’ diyebilmeli insan… Bir kâğıda SENsizlik yazdım. Yine de çok hoşuma gidiyor. Çünkü sen’sizlik kelimesi bile SEN’le başlıyor. Sert rüzgârlar karanlık geceleri severmiş ya, aynı ben seni öyle seviyorum. Yüzü güzele kırk günde doyarsın, huyu güzele kırk yılda doyamazsın. Cevap veriyorum Zamanla her şey geçer diyen akıllılara; “Geçen tek şey zamandır anlayan, anlatsın anlamayanlara… Bir isteğim var sadece senden, onun kokusunu al getir, onu saçlarını al getir, hatta mümkünse onu al getir bana rüzgâr. Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylemiş sanki. Tek yanlı AŞK kişiyi nasıl aptallaştırıyor. Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini. Öyle güzel bakma bana; Allah yarattı demem severim!!! SEN; aklım ve kalbim arasında kalan, en güzel çaresizliğimsin. Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlamaz. Biz ne zaman yelken açsak sevdalara, kesiliyor bütün rüzgârlar… Ve biz ne zaman bir parça AŞK istesek, yalnızlık kesiyor önümüzü… Günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz; sonra gelir bir MERHABA’ der, yine o kazanır. Küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek… Biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu… Yaşamaz aşkı günübirlik, arar sevgide derinlik… Arar sevgide derinlik, edecek sana yarenlik… Sen yeter ki içinden de olsa seni seviyorum de; benim kulaklarım çınlasın Süreya Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm, Yalnız işitme duyusu kalır ortada. Asya kentleri yürür dururlar, Höyükler burnumda hızma. Uzakta dev bir damlaPırıl pırıl Pencap! Tabanlarından kayıp duran sütunlar Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara. Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, Bir yanlışı düzeltircesine açmış; Gelmiş ta ağzımın kenarında Konuşur durur. Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, Güverteleri uçtan uca orman; Aldım çiçeğimi şurama bastım, Bastım ki yalnızlığımmış. Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına Tutku yükünü. Bölücü bir aşk Ekmeği suyu bölüyor Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer Onunkine polis. Yasadışı bir aşk bu, Evlenmeyi Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden Sevinçler devşiriyor Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice’inkine Fena öykünüyor. İşgalci bir aşk bu, Samanlık sevişenin diyor Başka şey demiyor Baktık çıldırmak işten değil Söndürüp attık cigaramızı Baktık olacak gibi değil Bir adam düşündük camların arkasında Baktık beyaz pardesülü burunlu Bir adam birdenbire peydahlandı Kaptığımız gibi şapkamızı eski O eski kadınları bilirsiniz Keder basınca bilhassa hatırlanan Sokaklarda yaşanmış veya evde Karanlığın ortalık yerinde beyaz Ve sevgili olan enine boyuna Baktık olacak gibi değil Kaptık şapkamızı dışarı çıktık Ama gel ki kazın ayağı öyle değil Baktık değişen bir şey yok ortalıkta İki kişi bezik oynuyordu veya tavla Birinin zavallı olduğunu gördük O zavallı kadınları bilirsiniz Sevildimi pekalâ sevilebilen Geceyken yağmurluyken hava İyice inceltip ufak yüzlerini Birebir gelirler yağmura karanlığa O eski kadınlar o zavallı Bir sürü çiçek ama saydırmaya kalkma Ayrı ayrı kadınlardan koparılmış Kadınlardan ya hem de bilsen nerelerinden Kahin-klin kahin-klin Ben ne kadar öbür çiçekleri denesem Senin ki gül oluyor aralarında Bir sürü güvercin havalan.. Saçların Bunlar tıpkı senin sevilmede ki saçların Kanatlarımdan bellidir yeni açılmış sokaklarda Gülüm-mera gülüm-mera Bir güvercin akıntısında kesin güvercinler Uçsuz bucaksız bana bakıyorsun Bir sürü Süleyman Vagon-Blö’de İçlerinden biri Vagon-Blö’de En fazla kibarı en fazla penceresi olan Çal-para çal-para Açlığa saygısından olacak Beni görünce şapkasını çıkarıyor. Düşenin dostu olmaz’ derler kimileri. Sanki ayakta olanın dostu çokmuş gibi… Uyandım uyandım, hep seni düşündüm Yalnız seni, yalnız senin gözlerini Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni önce bana, sonra bana sonra yine bana bak. Ben nerede bir çift göz gördüm ise tuttum onu güzelce sana tamamladım. Şimdiler de bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki Uysal sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara hayatımız geçiyor gözlerimin önünden çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz. Her şey seni bekliyor, her şey gelmeni içeri girmeni senin elinin değmesini gözünün dokunmasını ve her şey tekrarlıyor seni nice sevdiğimi. An ki fıskiyesi sonsuzluğun, keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Bir şeyiniz olayım sizin, hani nasıl isterseniz, oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz; dünyanın bir ucuna birlikte gider miyiz? Kadın susarak gider. Eğer bir kadın şikayet ediyorsa, erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. Aslında ayrılıklar değil de, gidenin sevmediği halde seviyorum demesi en çok koyuyor insana… Kim istemez ki mutlu olmayı ? Ama mutsuzluğa da var mısın? Gölgene bak, beni anlamak istiyorsan; O kadar yakın, ama sana asla dokunamayan. Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki. Bazen diyorum ki ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum söyleyince ne olacak sus bitsin. ben bütün hüzünleri denemişim kendimde canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını bir bir denemişim bütün kelimeleri yeni sözler buldum seni görmeyeli kuliste yarasını saran soytarı gibi seni görmeyeli kasketim eğip üstüne acılarımın sen yüzüne sürgün olduğum kadın kardeşim olan gözlerini unutmadım çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Ama kadınlar, tanrım. Öyle sevdim ki onları, gelecek sefer dünyaya kadın olarak gelirsem, eş cinsel olurum. En koyu yalnızlık bile bir tanığa ihtiyaç duyar… Kent yıkılıyor. Sokaklar uçtan uca kazılmış. Sesimiz radyasyon içinde. Mühendisler geldiler; kedi resmini bile cetvelle çizerler. Gözlem evinde art arda mevsimler sökülür. Mahşerin ortalık yerinde size rastladık. Elinizi şuramıza koydunuz. Sürgündük. Göçebeliğin elverişli yanlarını da yitirmiş gibiydik. Yanınızda göçmen olduk. Artık hayallerim suya düşecek diye kaygılanmıyorum. Çünkü onlar düşe düşe yüzmeyi öğrenmişler… Çok yoruldum sevgili; daha fazla yorma beni. Ben fazlasıyla ödedim zaten, uğrunda kaybettiklerimin bedelini Bazen öyle yorar ki aşk insanı, bıktırır hayattan. Ve kapayınca gözlerini bir daha açmak istemez insan. Özledim.. Söyleyeceklerim bu kadar, kısa ve derin. Uzaktan seviyorum seni! Kokunu alamadan, Boynuna sarılamadan. Yüzüne dokunamadan. Sadece seviyorum! Yarın bizi beraber görenler kimdi o yanındaki diye sorarlarsa beni detaylı anlatma. Kısaca; ömrümün geri kalanı dersin. Oyuncağın kırıldı diye üzülme çocuk… Büyüyünce kalbin paramparça olacak. Kaldı işte; çayımız bardakta. Çocukluğumuz sokaklarda. Mutluluğumuz kursağımızda. Sevdiklerimiz uzaklarda. Gülüşlerimiz fotoğraflarda… Öyle uzaktan seviyorum seni! Elini tutmadan. Yüreğine dokunmadan. Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden. Şu üç günlük sevdalara inat, Serserice değil adam gibi seviyorum. Uzaktan seviyorum seni. Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan. Sadece seviyorum. İkinci bir parıltı var senin bakışlarında. Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Hayatta gözyaşlarımı hak edecek bir insan görmedim. Ya benim gözyaşlarım gereksiz, ya da uğruna gözyaşı döktüğüm insanlar değersiz. Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Seni ne zaman uyurken hayal etsem, affediyorum Benimsin” demeden önce “seninim” diyebilmeli insan. Ne demiş uçurumda açan çiçek,yurdumsun ey uçurum!. Tam unuttuğunu sanırsın, karşına çıkar tebessüm eder ve yine bağlar seni kendine. Yine inanırsın yalan olduğunu bilsen bile. Seni soruyorlar… Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkisi de imkânsız değil mi? Çünkü biliyorum; asla geri dönmezsin ve biliyorsun; sen benim için asla ölmezsin! Yokluğunu yazmak cenaze arabalarını süslemek gibidir. Anılar hep sonbaharda gibidir astrakan gecede süt yıldızlar Sevmek güzel meslek, ama zor. Can dayanıyor dayanmasına ama yürek gitti gidecek. Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz “Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”. Küçükken aldığım dışı güzel, İçi hep çürük çıkan elmalı şekerler gibisin. Aranızdaki tek fark; O elmalı, Sen ise el’malı. Aşka gelince bir kere sevdim işte, bir daha işim olmaz. Sana yolculuk yapmak istiyorum, kes yüreğine giden bir bilet; can kenarı olsun! Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere O gülün yüzü gülmüyor sensiz O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı Hepten hüzünlü bu günlerde Biliyorum sana giden yollar kapalı! Üstelik sende hiçbir zaman sevmedin beni. Ne kadar yakından ve arada uçurumlar, insanlar, evler aramızda duvarlar gibi. Aklıma bile gelmiyorsun artık.. O kadar kalbimdesin ki. Nasıl bilirdiniz? Sorusuna, tanıyamamışım deyip geçtim. Cevap veriyorum zamanla her şey geçer diyen akıllılara; “geçen tek şey zamandır anlayan, anlatsın anlamayanlara. Yoksuluz, gecelerimiz çok kısa. Dörtnala sevişmek lazım. Çok yoruldum sevgili; daha fazla yorma beni. Ben fazlasıyla ödedim zaten, uğrunda kaybettiklerimin bedelini. Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık ”sevda” da boğulur. Annesinden dayak yediği halde, yine anne’ diye ağlayan bir çocuktur aşk. Her ölüm erken ölümdür. Çocuk olsam yeniden. Bir tek düştüğüm için acısa içim, ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece. Önce sevdiğiniz terk eder sizi,ardından ne sevdiğiniz geri gelir ne de uykunuz… Keşke şöyle yapsaydım belki severdi deme. O senin için ne yaptı da sevdin sanki? Akıl işi değil, gönül sevdi mi gerisi bahane. Hep kazanırsın ey çözümsüzlük! Boğazıma takıldı sevdan… 3 kere sırtıma vur helâl de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde. Biliyorsun, ben hangi şehirdeysem yazlığın başkenti orası. Ve yine sevgili çocuk, biliyorsun, kişi tuttuklarıyla yalnızlığını adlandırıyor o kadar. Üşüyor musun? Üzülme be! Gel yanıma. O kadar yaktın ki canımı; Isınırsın. Üşümezsin bir daha. Birer birer, seve seve çıktığım aşk basamaklarını; onar onar, söve söve iniyorum şimdi! Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biliyorum ki herkesle dost olunmaz. Aşka gelince bir kere sevdim işte, bir daha işim olmaz… Kimseyi suçlama, suçlanacak biri varsa o da sensin. Sonuçta o sana küçük bir umut verdi, sen ise ona her şeyini verdin. Güzelsin sevgilim. Ama çok yakından. hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka keşke yalnız bunun için sevseydim seni Bir şeyiniz olayım sizin, hani nasıl isterseniz, oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz; dünyanın bir ucuna birlikte gider miyiz? Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan, Ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum. Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biliyorum ki herkesle dost olunmaz. Aşka gelince bir kere sevdim işte, bir daha işim olmaz. Bir kadını ortadan ikiye böl, yarısı annedir, yarısı çocuk, yarısı sevgili yarısı aşk. Duyanlar bunu bilmez, görenler anlamaz bunu! Yarısı rivayettir, yarası gece. Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk. Yanıldık, Çünkü ne kadar mutlu ettiysek, o kadar yalnız kaldık. Sen bakma benim bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz. Cemal Süreyya Sözleri Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biliyorum ki herkesle dost olunmaz. Aşka gelince bir kere sevdim işte, bir daha işim olmaz. O beni herhalde sevmiş! Oysa ben onu her halde sevmiştim. bir kadını ortadan ikiye böl, yarısı annedir, yarısı çocuk, yarısı sevgili, yarısı aşk… Aşktın sen, gidişinden bildim seni.. kuşlar toplanmış göçüyorlar keşke yalnız bunun için sevseydim seni Yalnızlığım ve ben, seni çok bekledik. seni o kadar yakından görünce, keşke yalnız bunun için sevseydim seni Sevmek çiftleşmek değil, tekleşmektir.. hızla geçen otobüslerin ardından benzeşmek… keşke yalnız bunun için sevseydim seni Aşklarda bakım istiyor, öğrenemedin gitti. Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz keşke yalnız bunun için sevseydim seni Özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak! İyi anlarında sesin kalınlaşıyor. Keşke yalnız bunun için sevseydim seni Bir çiçek duruyordu, orada, bir yerde, bir yanlışı düzeltircesine açmış. Acı çektikçe insan olgunlaşırmış, yalan be! İlk önce kalbin kırılır, sonra çürümeye başlarsın. Ellerim ceplerimde yürüyorum. Ve ben ne zaman bir şiir duysam, şehadet getiririm, ölürüm Yalnızlık bir ovanın düz oluşu gibi bir şey. Siz, saatleri yaşadınız, Zaman taşlarını, Niceldir saatler. Adsızdırlar. Renklerini, kokularını kişiselliklerden alırlar. Bilirsin sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri. Hayatta gözyaşlarımı hak edecek bir insan görmedim. Ya benim gözyaşlarım gereksiz,Yada uğruna gözyaşı döktüğüm insanlar değersiz. Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; Değmeyenlere… Yüreğimin değmiş olması. Öyle bir sihirbazdın ki beni bile kaybettin!.. Aylar birbirinin içinden yürüyebilir. Ağustosta bile Marta gönderme vardır. Yine de gönderme mevsim mantığıyla sınırlıdır. Günlerse bambaşka. Bir günün öbürünün önüne geçmesine izin yok. Günün gizi hem kişiselliğimizde, hem de onun kendi kişiselliğinde. Siz, saatleri yaşadınız. Henüz sözcük haline dönüşmemiş, ya da bir sözcük karşılığı oluşmamış durumlar yarattınız. Tanığınızım. Aylar ayları açıklıyor. Saatler saatleri kum saatiyle açıklayabiliyor. Belki de. Evet, belki de sen, hiç hak etmemiştin beni. Oysa ben; her halinle kabullenmişim seni. Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerin olmadan edemem bilirsin. Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine! Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime. Ah ulan ayrılık, Bir tek seninle ayrılamadık… Açıklanmayan tek şey aşk En büyük sayrılık ve en büyük sağlık. Günü tam gelmemiş olarak bir yanını gizleyen duygu. Denetçi anlamaz, tarihçi atlar, terzi bir araya getiremez, sanatçı elden kaçırır. Belki o her şeye değecek kadar değerli senin için; ama sen de, onun için kendini hiç edecek kadar değersiz değilsin. Sana seni seviyorum dediğim kadar, Anneme peki anneciğim deseydim; Hazırdı cennetteki yerim… Denir ya aşk iki kişilik, yalan! Aşk bile bile delilik. Bide hayat müşterektir denir. Buda yalan çünkü aşk acısı hep tek kişilik.
Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak önemlisi, o adamı hala susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve SÜREYA
Cemal Süreya – Dört Mevsim Şiir SözleriBahar mezarına gömsünler sizi Yapraklar gibi buluştunuzdu Kokular gibi seviştinizdi Bahar mezarına gömsünler mezarına gömsünler sizi İlk kezmiş gibi buluştunuzdu Son kezmiş gibi seviştinizdi Yaz mezarına gömsünler mezarına gömsünler sizi Salkımlar gibi buluştunuzdu Ağular gibi seviştinizdi Güz mezarına gömsünler mezarına gömsünler sizi Sokaklar gibi buluştunuzdu Çarşılar gibi seviştinizdi Kış mezarına gömsünler Süreya 1931 – 1990
cemal süreya kadınlar susarak gider şiiri sözleri