🔮 Hatasını Kabul Etmeyen Insana Ne Denir
hatasını kabul edemeyen zihniyet şükela: tümü | bugün bu tarz tiplerde hep ben bilirim benim dedigim dogrudur fikri hakim oldugundan bi turlu, yanlis yaptiklarini bilmelerine ragmen herdem bu yanlisi kabullenememe durumu vardir. psikoterapiye yatkin tiplerdir.
hatasını kabul eden insan. zamanla hataları azalacaktır. türk olması ihtimali çok ama çok düşüktür. affetmek gerekir. anlaşılabilir bir insandır. herkes hata yapar ama kolay kolay kimse kabullenmez hatasını. kabullenen birisi ile hayat güzel bir şekilde yaşanılır. ezik diye nitelendirilir bizim ülkede. ama doğru adamdır
Translationsin context of "Kabul etmeyen" in Turkish-English from Reverso Context: Bu belge aynı zamanda, satılmayı kabul etmeyen köleye öldürüleceklerini belirtmektedir.
hatasını kabul etmediği gibi bir de suçu üzerinize yıkıp ayrılmak isteyen sevgilidir. soğumuştur, bitmiştir içinde bir şeyler.
Kendini kandıran insan, başta ölüm olmak üzere tüm gerçeklerden ve sorumluluklardan kaçabileceğini zanneder. Oysa kendini kandırmak insanın kurtuluşu için bir çare değildir; aksine dünyada bulunuşunun gerçek amacını anlamazlıktan gelmek, insanı, sonu cehennemle bitecek çıkmaz bir yola sürükler.
Birlik, birlemek. Allah'ın varlığını, birliğini, tüm yetkin nitelikleri kendisinde toplandığını, eşi ve benzeri bulunmadığını bilmek ve buna inanmak. Bu bilgi ve inanç en özlü biçimde "Lâ İlâhe İllallah' (Allah'tan başka ilah yoktur) cümlesiyle ifade edilir. Bu nedenle bu cümleye tevhid kelimesi (kelime-i tevhid) denir. Tevhid kelimesini söyleyen ve buna inanan
(Çünkü hatalıda olsa , hatasını kabul edebilmesi ve anlayabilmesi gerekir ama aptal bunu yapamaz.) 4.) Toplum aptalların zarar verme potansiyelini küçümser. (Bakınız yukarıdaki varsayımsal örnekler) 5.) Bütün toplumlarda aptal oranı aynıdır. (Ama aptallara yetki veren toplumlar gerilemeye ve çökmeye mahkumdur.
Münafık Kime Denir? Münafık dini bir terim olmakla beraber, dini kuralları kabul etmiş gibi görünüp bunlara uymayan ve reddeden kişiler için kullanılır. İnsan ilişkilerinde iki kişinin arasını kasıtlı şekilde bozmaya çalışan ve kavgaya sebebiyet veren kişilere de sözlükte yer bulmuş yaygın bir tabir olarak münafık
Arapçada “insanın kendisi” anlamına gelen nefis, benlik kelimesiyle de tanımlanabilir. Hem her türlü kötülüğü hem de ondan sakınmayı bilen nefs insanın içindeki emredici güçtür. Yani bir insana bir eylemi yaptıran, bir kararı verdiren manevi güç nefistir. Allah, Kuran’da nefsin bu iki özelliğini şöyle bildirmiştir.
6IqnKn. kronik bir milli hastalığımızdır. dünyada başka nerelerde var ya da bu kadar var mıdır bilmiyorum ama bizde çok çok tartışıyorsun. çok bariz bir şekilde haksız olduğu ortaya çıkıyor fakat özür dileyip ya da bırak özrü susup kabul edeceği yerde "ama öyle ama böyle" sözleriyle devam ediyor konuya. çünkü orada onun için altta kalmamış olmak önemli olan. şayet altta kalırsa karşı tarafın hükmünü kabul etmiş olacak. bunu kabul etmemek için de ya belden aşağı vuruyor ya da sesini yükseltip kavgaya hazır görünüp karşı tarafı korkutmaya ediyorum şu haksız olduğunu kabul edebilse insanlar var ya, mahkemelerdeki dava dosyaları %80 azalır, geç gelen adalete filan ihtiyaç kalmazdı. yanılabilirsin, yanlış biliyor olabilirsin, hiç bilmiyor olabilirsin bunlar insani şeyler kardeşim. haksız isen haksızsındır ne diye ısrar ediyorsun ki? sus işte! yok öyle bi hastalığım falan saçma sapan entry açmayın benim gibi ukala heriflerin yegane de var diyorlar. baş edilmesi güç bir marazdır. babamın sahip olduğu hastalık. haksız olduğunu kabullendiremiyorum bir türlü. iyice sıkışırsa sesini yükseltiyor ya da demagoji yapıyor. ama en geç bir hafta içinde konuyu tekrar gündeme getirip, alt mesajla haksız olduğunu anladığını belli eder yine de. tabi zaman zaman anlayabiliyorum onu. etrafımda kendini geliştirmeye uğraşmayan her meselede bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok insan var. onlara cahilliklerini anlatmak zor olduğu için genellikle fikirlerimi ateşli savunuyorum. ben çok mu bilgiliyim, mümkün değil. ama öyle tür cahillerle mücadele ediyorum ki durum bu ne yazık ki neyse işte fikirlerimi ateşli savununca bazen karşı tarafı dinleyemiyorum ve haksız olduğumu geç anlıyorum. öyle durumlarda haksız olduğumu kabul etmek inanılmaz zor oluyor. yarım dakika önce ateşli savunucusu olduğum fikirde hata olması zoruma gidiyor. tabi ki de üstelemem haksız olduğumu bile bile ama kabul etmek gerçekten zor geliyor bazen. aynı durumda kalanlar anlayacaktır ne demek istediğimi. "hmm ben öyle düşünmemiştim hiç" gibi bir yumuşatmayla konuyu noktalıyorum olmaya alışkın bünyelerde bazen olagelen ve de kontrol altına alınması egoya zor gelen hastalık. bir ruh hastalığı göstergesidir. bu tip insanlarla yaşamak feci halde sinir bozukluğuna yol açabilir. neredeyse herkeste var ama bazılarında ciddi anlamda ileri seviyede. yine de uğraşması en zevkli tipler o seviyedekiler oluyor. az da olsa benim canımı sıkan genelde şuhaksız olduğunun kanıtları olduğu halde yine de direnen bir tip düşünelim. o sırada kafasından şunun geçtiğini düşünüyorum "haksız olduğum belli ama eğer susarsam kabul etmiş olacağım. savunmaya devam edeyim ki karşımdaki kişi hala haklı olduğuma inandığımı düşünsün." klasik bir durum aslında. bunun ötesine ulaşmak da çok zor. ben de sırf onlar bunu düşünmesinler, haksız olduklarını dile getirsinler diye bin takla atarım. açıklamalar, örnekler, tutarsızlıkları bulmalar... ama bir işe yaramaz. karşıdaki kişi daha da inada bindirir olayı. haksız olduğu için yaratığa dönüşen çok kişiye denk geldim. eğer siz de sivrildiyseniz, bu sefer hemen sakin davranmaya başlarlar, çünkü haklı hissetmek için en uygun zamanın o olduğunu sanar bu salaklar. ah çakalım benim. onların, benim onları çözmüş olduğumu biliyor olmalarından büyük keyif alıyorum. ama haksız oldukları ortaya çıkınca üzülüyor olduklarını bilmek beni de azıcık üzüyor. bu yüzden bazen "bırak sevinsin garip" diyorum. bazen. kibirden kaynaklı tedavisi de çok zordur. bkz kibir grupça tatile gittik arkadaslarla bu grupta bende hoşlanan bir kız vardı ama kıza karşı herhangi özel birşey hissetmiyor ne aramış ne mesaj atmışlığım vardırç ortak arkadasımız olan bu grupta başka bir kızdan bayağdır hoşlanıyor bu kızda diğerinin oda arkadaşıdır. tatilde kızda bende birbirimizie ilgimzi belli ettik ama diğer kız bunu psikoptalığa bağlayıp ben sanki ondan hoşlanıyor bu kızla onu nispet yaptığımı düşünmesidir bunu dayandırdığı noktada "1 ay önce beni defalarca arayıp dışarda 1-2bişey içmeye cağırıp gece evime yakın biryerde oldugumuz alkollu olduğum için buna istersen taksiyle eve yollayım yada bende kal sabah bırakırım diyip buna hiç itiraz etmemesi ve gece herkes farklı odada uyuyup sabah evine bırakmamdan ibarettir.." neys bu kız bunu diğer kıza işleyerek tatili zehir edip neden boyle yaptıgını tatilin keyfını cıkarmasını soylememe ragmenobur kızıda işledi ve tatılımı yarıda kesmeme neden olup kendisi tatile devam etmiştir.. herkesin ona kendi yakınları dahil yaptıgının ayıp oldugunu soylemesine ragmen suclunun ben oldugumu soyleyrek devam etmiştir.. böyle birisi ile, zaman içinde değişebileceğini düşünerek uzun bir hayat yolculuğuna çıkacaksanız, çıkmayın! "bu şekilde devam edebilirim" diyorsanız da ona ayak uydurmaktan başka çare yok.bkz haklılık şeması ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Halvetiyiz biz erenler Nişansızlık nişanımız Soyumuz İbrâhim soyu Muhammed pirimiz bizim Ey aşıklar ey garipler Bu diyar hangi diyar Kerbeladir gam yüklüdür Kan gölüdür bu diyar Cemal yolu bulunur Allahı zikretmekle Resulullah bilinir Daim tevhit etmekle Aşık olan söz eylemez Aslına yalan söylemez Söz veripte geri dönmez Muhammede bak ibret al Söyledin özünde ara kendini Özünde gizlidir senin Muhammed Sözünde anlattın bize tevhidi Özünde gizlidir senin Muhammed Açılınca güller dalda Bülbüller ötüyor onda Hasan Hüseyinim gonca Kokulmuyor Muhammedsiz Cemalini seyredince Resulullah kim bilince Ehlibeyit söylenince Yanıyorum cemaline Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Gel aşıklar gel arifler Gel Muhammedi bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammedi bulalım Previous Next Rüyada Cami Yıkılması Ne Demek Görmek Rüyada cami yıkılması ne demek görmek maddi ve manevi olarak zarara uğrayacağına, sevgi, çözümü zor olan sıkıntılarla yüz yüze gelineceğine, yakasının beladan ve dertten kurtulmayacağına, endişe ettiği konuların gitgide daha iyi bir hal alacağına, yapılan işte çok iyi bir kişi ile tanışılacağına, sofrasının hiçbir zaman aşsız kalmayacağına, tabir olur. Ayrıca rüyada cami yıkılması ne demek görmek bir arsa veya kirada olan evini satarak borçlarını ödeyip, kariyerinde atılım yapacağına, maddi ve manevi açıdan çok zor bir duruma düşüleceğine ve tartışmalı bir toplantıdan zararla çıkılacağına, maddi ve manevi olarak çok daha güçlü bir kişi olacağına, kazancının ve sağlığının ömür boyu süreceğine, sağlığını geri kazanacağına, yorumlanır. sevdiği kimseden hayır göreceğine tabir edilir. zenginlik elde edeceğine delalet eder. düştüğü kötü durumlardan yardım ettiği insanlardan alacağı hayır duaları sayesinde kurtulacağına alamet eder. kendini dünya yaşantısına fazlaca kaptıracağına ve günah işlemekten çekinmeyeceğine yorulur. Dini olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek tabiri Dini olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek problemlerinin de çözümlerine kavuşacağına, bir sebeple rüya sahibinin, sevdiği kişiler ile birlikte bir seyahate çıkacağına, yakın bir akrabadan kötü bir haber alınacağına, alkış alacağına, tüm olumsuz elektriğinden arınacağına, o işin tüm risklerini göze alacağına, rüya sahibinin kazancının artacağına, delalet eder. Psikolojik olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek yorumu Psikolojik olarak rüyada cami yıkılması ne demek görmek gayrimenkul sektörüne adım atılacağına, allah’ın sevgili kullarından olduğuna, kariyerinin de zirvesine yükseleceğine, çok kötü bir duruma düşmekten ve büyük bir sıkıntı yaşamaktan kurtulacağına, neşenin ve mutluluğun geleceğine, ümitlerinin son bulacağına, insanlar tarafından çok sevilen ve herkesin tanıdığı bir marka olacağına, KONULARDA RÜYA TABİRLERİ ESERLERİMİZ SON EKLENENLER GÜNÜN AYETİ İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.KIYÂMET - 36 ÖZLÜ SÖZLER Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir. Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun? Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır. Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. Hz. Ali Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur. Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir. En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır. Alem-i Berzah insanın kendisidir. Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır. Mutaşabih ayetler ledünidir. Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir. Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz. Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir. Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez. Her zorluğun çözümü sevgidir. Allah var gayrı yok sevgi var dert yok. Allah de ötesini bırak. Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız. Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur. Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır. Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.Mevlana Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar. Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum" Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır. Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara. Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır. Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin. İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir. Kalıcı dostluklar edinin. İhvan gibi yaşa, gerisine karışma. Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır. İslam dini istişare esaslıdır. Allah için affet, Allah için paylaş. İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın. Kul, iradesini Allah’a teslim edendir. Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun. "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok. Ben merkezli değil, biz merkezli olun. Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır. Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın. Kullukta devamlılık esastır. Önce emin insan olmalıyız. Derviş, halinden belli olmalıdır. Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir. Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır. İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur. Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir. Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır. İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır. Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz. Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir. Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak. Bu âleme kavga için gelmedik. Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır. İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır. Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır. Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır. Kazası olmayan tek şey hayatımızdır. Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır. Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur. Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir. En güzel keramet istikamet üzere olmaktır. Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım. Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz. İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir. Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır. Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır. Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır. Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır. Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır. Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır. Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır. Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir., Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir. Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz. Hakkı görmeyen gözler amadır. Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz. Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz. Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur. Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir. İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir. İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür. Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz. Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin. Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır. Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız. Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız. Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz. Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir. Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır. Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır. Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur. Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz. Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür. İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır. İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir. İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır. Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır. Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır. İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır. Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır. Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir. İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır. Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur. Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin. Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız. Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın. Kişi tercihinin neticesini yaşar. İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır. İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır. Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak. Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz. Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir. Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez. Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir. Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir. Sevginin tezahürü ibadettir. Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız. Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur. Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir. Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir. İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır. İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır. Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir. Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz. İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır. Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez. Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz. Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur. Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir. Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir. Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur. Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir. Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır. İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır. Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır. Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır. Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez. Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik. Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür. Geceleri ve seher vakti çok özeldir. Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir. Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır. Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür. Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız. Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır. Biz eyvallah tacını, sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız. Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur. Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim. Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım. Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır. İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir. Edep ve âdap dışında nefes almayalım. Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız. Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir. Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir. Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar. "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım. Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir. Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır. Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur. Büyük laf etmemeye sahibi olalım. Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir. Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır. Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim. Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir. Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir. Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz. Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır. Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur. Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır. Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır. Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir. Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır.. Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır. Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz. Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek. İhvanlık, halde örnek olmaktır. Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz. İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız. Kıyas, şeytani sıfatlardandır. Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz. Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir. Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız. Anlayan ve öğrenen olmalıyız. Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız. Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir. Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir. Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır. Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir. İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir. Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır. Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir. İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır. Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım. İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır. Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir. Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız. İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir. Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur. Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız. Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz. Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım. Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar. Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır. Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz. Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz. Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir. Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir. Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun. Gayret, kulluğun esasıdır. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir. Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir. Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım. Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır. Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz. İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur. Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun. Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır. Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır. Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir. Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır. İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur. Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin. Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur. Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız. Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır. Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder. Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır. Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır. Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır. İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir. Her şeye rağmen seveceğiz Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır. Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız. Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir. Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz. Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir. Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister. Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz. Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır. Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır. Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir. Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır. İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez. Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir. Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir. Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır. Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır. İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir. Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek. İnancı olmayanın istikameti olmaz. İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır. Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz. Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir. Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur. Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız. İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur. “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır. NAMAZ VAKİTLERİ
zamanla hataları azalacaktır. türk olması ihtimali çok ama çok düşüktür. affetmek gerekir. anlaşılabilir bir insandır. herkes hata yapar ama kolay kolay kimse kabullenmez hatasını. kabullenen birisi ile hayat güzel bir şekilde yaşanılır. ezik diye nitelendirilir bizim ülkede. ama doğru adamdır aslında. aşmıştır. soyları tükenmekte olan insanlardır, onlara sahip çıkmak gerekiyor. lütfen. benim o, kabul etmekle kalmam özür de dilerim, gönül de alırım... ey tarafgirler!.. o putlaştırdığınız "şeyhleriniz", yanıldıkları mevzuları bir bir itiraf etmek şöyle dursun yanılabileceklerine ihtimal bile veriyorlar mı sanki?öyleyse ahlâk vaazları verip dururken istikametini şaşırmış bir başka türlü ahlâksız değilseler nedir?- spoiler -"insan zihninin bir özelliği vardır bakış açımıza uymayan, fikirlerimizi çürüten, yanıldığımızı gösteren gerçeklerle karşılaştığımızda; 'ah, ne büyük hata yapmışım, ne cahilmişim, görüşümü değiştiriyorum' demeyiz! doğru okudunuz, de-me-yiz!ömrümüz boyunca öğrendiğimiz, içimize yer etmiş bilgilere ters düşen gerçekleri unuturuz. hatta bize aykırı gelen gerçeklerin çoğu zaman farkına bile varmayız. zihnimiz, hayat felsefemize uymayan bilgileri 'filtre' buna 'my side bias' derler. 'bendensin tarafgirliği' desek uyar mı acaba?"- spoiler - spoiler -tarafgir zanneder ki evliyanın veya büyük zât addettiklerinin istisnasız her dediği tıpkı ayetler gibi su götürmez mutlak hakikatlerdir... hatta hata ettikleri nice meseleleri ilmen ispatlayan "evliya olmayan zavallılar"a güya çok bilmiş ve küçümseyici bir sırıtışla çıkışmadan duramazlar;"sen kimsin!"- spoiler -bkz 104616303- spoiler -"biliniz, kardeşlerim ve ders arkadaşlarım, benim hatâmı gördüğünüz vakit serbestçe bana söyleseniz mesrur olacağım. hattâ başıma vursanız, allah razı olsun diyeceğim. hakkın hatırını muhafaza için başka hatırlara bakılmaz. nefs-i emmârenin enâniyeti hesabına hakkın hatırı olan bilmediğim bir hakikati müdafaa değil, ale’r-re’si ve’l-ayn kabul ederim."- spoiler -bkz 108139275- spoiler -elbette o kısım ehl-i şuhud dahi, asfiya makamına çıktıkları zaman, kitap ve sünnetin irşadıyla yanlışlarını anlarlar, tashih ederler, hem spoiler -bkz 100509271- spoiler -"sen, ey riyakâr nefsim! “dine hizmet ettim” diye gururlanma. “muhakkak ki allah, bu dini fâcir adamla da teyid ve takviye eder.” sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o recül-ü fâcir bilmelisin."- spoiler -bkz 100847169"ben bunu yapmıyorum demiyorum, kesinlikle bunu yapıyorum..."bkz dünyayı bu insanlar kurtaracaktır. hatayı görüp kabul etmek, karşıdaki insana bu samimiyeti yaşatmak iç ve dış saygıyı gerçekten artırıyor ancak egoya yenilip hatayı gizlemek, karşı tarafı hatayı aramaya sürdürmek insanları çok yoruyor zihinleri çok yoruyor. ki buna düşmemek gerekir. rahat olun ya hatanızı görün, kabul edin. karşıdaki insan kötü birisi değilse ve hatanızı kullanacak birisi değilse hatanızı kabul edin. zamanında kötü insanlara sabrettiyseniz şayet biraz vicdan yapın ve iyi insanların karşısında hatanızı kabul edin. egonuzu alt edin. dünyayı güzelleştirin. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
bu tarz tiplerde hep ben bilirim benim dedigim dogrudur fikri hakim oldugundan bi turlu, yanlis yaptiklarini bilmelerine ragmen herdem bu yanlisi kabullenememe durumu vardir. psikoterapiye yatkin tiplerdir. kendilerine loser denilenlerin, yani sahaya kaybetmek için çıkan, her yeni günü "maça 1-0 yenik başlama duygusuyla" yaşayan ve başkalarıyla "nefaseti değil sefaleti paylaşmak" isteyen mazeret insanlarının sürdürülebilir felsefesi... "suc yercekiminde yoksa bardak du$up kirilmazdi" ornegi durumu aciklayabilecegi gibi ornekler cogaltilabilir... kadinlarda, erkeklere gore daha fazla rastlanan bir rahatsizliktir. - hatanı kabul edemiyorsun sen- hatalı olmayasın? hatalarını kabullenmemelerinin bir getirisi olarak yaptıkları hatalardan ders alamayan insanlardır. dolayısıyla yerlerinde saymaya mahkumdurlar. kendine hapsolmuş bir insan türüdür. oysa ne güzel olur hatalarından dersler çıkarıp daha da gelişerek büyüseler. ama egoları engel olur onlara.bkz click here to enlarge your ego ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
hatasını kabul etmeyen insana ne denir