🐺 Tarım Olmasaydı Yeryüzünde Yaşam Nasıl Olurdu

m1p4p. Ay olmasaydı ne olurdu? Bu durum Dünya'ya iklimlere yeryüzünde yaşayan milyonlarca tür canlıya nasıl tesir ederdi? Ay mevcut kütlesinden daha büyük veya küçük olsaydı neler olurdu? Dünya'nın yörüngesine rastgele girivermiş bir kütle midir AySoruları daha da artırmak mümkün. Maine Üniversitesi'nden ABD Astronom Neil F. Comins Ay'ın olmaması durumunda insanları nasıl bir senaryonun beklediğini yazdığı kitapta Comins'e göre Dünya'nın kâinatta hayatı idame ettirmeye müsait tek ortam olmasının günümüz verileri ışığında milyonlarca sebebinden biri de Dünya-Ay arasındaki hassas denge münasebetidir. Kâinatta hiçbir hâdise tesadüfen meydana gelmediği gibi “Güneş ve Ay bir hesap iledir.”2 ilâhî beyanıyla tavsif edilen Ay bir denge unsuru olarak var edilmiştir. Bu denge o kadar hassastır ki Ay olmasaydı “Dünya'da sebepler plânında hayat da olmazdı.” olmayan üzeri kraterlerle kaplı toz ve kayalarla dolu bir küre parçası olan Ay Dünya'nın tek uydusudur. Ay'ın yarıçapı Dünya'nın yarıçapının yaklaşık dörtte biri; hacmi Dünya'nın hacminin yaklaşık ellide biri; kütlesi ise Dünya'nın kütlesinin yaklaşık seksen birde biri kadardır. Ay Dünya'nın merkezinden yaklaşık km uzaklıkta bulunmakta ve Dünya etrafındaki bir dönüşünü 295 günde tamamlamaktadır. Yaratılışı tam olarak aydınlatılmış olmasa da hâlihazırda en geçerli nazariyeye göre astronomların Theia ismini verdikleri Dünya'dan on kat daha hafif başka bir gezegen Dünya'ya çarpmış ve bu çarpışmada Theia'nın bir bölümü kopup uzaya fırlamıştır. Uzamış ve şeklini büyük ölçüde yitirmiş olan bu kütle Dünya'nın çevresini dolandıktan sonra tekrar Dünya'ya çarpmıştır. Bu çarpışmada Theia'nın demirden çekirdeği Dünya'nın merkezine çökelirken mantosundaki hafif kayalar da uzaya saçılmıştır. Zaman içinde bu kaya parçaları birbirleriyle kaynaşarak Ay'ı oluşturmuştur. Ay önce Dünya'dan yalnızca kilometre uzaklıkta bir yörüngeye oturmuş; zaman içinde bu yörünge genişleyerek günümüzdeki ortalama km'lik yarıçapa Dünya üzerindeki en büyük tesiri med-cezir hâdisesidir. “Evrensel çekim” prensibi kâinattaki herhangi iki kütlenin birbirini çektiğini bu çekme kuvvetinin Maddelerin kütleleriyle doğru aralarındaki mesafenin karesiyle ters orantılı olduğunu ifade eder. Dünya ile Ay arasındaki çekim kuvveti suyla kara arasındaki adhezyon Birbirine temas eden farklı maddeler arasındaki çekim kuvveti. Bardaktaki suyu boşalttığımızda bir miktarının bardakta kalması buna bir örnektir. kuvvetinin nispî olarak zayıf olması sebebiyle dünyadaki Okyanus ve denizlerin kabarmasına veya alçalmasına vasıta olur. Bu hâdiseye “med-cezir” gel-git denir ve Ay'ın konumuna göre med kabarma veya cezir alçalma çekilme hâdiseleri gözlenir. Dünya'daki med-cezir hâdiselerinin üçte biri Güneş geri kalanı ise Ay'ın çekim kuvveti sebebiyle med-cezir hâdisesinden dolayı Dünya'dan her yıl yaklaşık 4 cm Bu uzaklaşma ile beraber Dünya-Ay sisteminin açısal momentumunun korunması için Dünya'nın kendi etrafındaki dönme süresinin 1 gün yılda milisaniye uzadığı tespit Şu an yaklaşık 24 saat olan Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönme süresinin Ay ilk yaratıldığında 8 saat olduğu arada geçen süre zarfında günlerin uzayarak şimdiki hâline geldiği belirlenmiştir. Ay yaratılmasaydı Dünya üzerinde med-cezir hâdisesinin meydana gelmemesinden dolayı 1 gün yaklaşık yine sekiz saat olurdu ki bu da Dünya'nın 3 kat daha hızlı dönmesi demektir. Bir gezegenin kendi ekseni etrafında daha hızlı dönmesi yüzeyindeki rüzgârların daha şiddetli esmesine yol açabilir. Meselâ kendi etrafında çok hızlı dönen Jüpiter ve Satürn'ün bir gününün yaklaşık 10 saat olduğu bu sebeple yüzeylerinde doğu-batı doğrultusunda saatte hızı 500 km'ye varan sert rüzgârların estiği bilinmektedir. Bu gezegenlerin atmosferlerinde ve dönme yönlerinde bu şiddetli rüzgârların yol açtığı toz bulutları dünyadan teleskoplarla Hubble Uzay Teleskopu ile çekilmiş yukarıdaki fotoğrafında görülen siyah nokta en yakınında dolanan uydusu Io'nun gölgesidir. Jüpiter 10 saatte bir dönüşünü tamamladıkça atmosferini de beraberinde sürükler. Sürüklenen atmosferle doğu-batı doğrultusunda rüzgârlar oluşturulur. Fotoğraftaki koyu ve beyaz sarımlar Jüpiter üzerindeki rüzgârların istikametini olmasaydı Dünya'nın daha hızlı dönmesinden dolayı hava kara ve denizler arasındaki ısı değişimi daha hızlı olurdu ve yeryüzünde doğu-batı doğrultusunda saatteki hızı yaklaşık 160 km olan kasırgalar eserdi. Bu da başta insan olmak üzere kompleks yapıda olan canlıların yaşamasına sebepler açısından elverişsiz şartların meydana gelmesi demektir. Meselâ konuşma ve dinleme gibi temel beşerî faaliyetler de gerçekleşemeyebilirdi. Bir gün sekiz saat olacağı için başta insan olmak üzere bazı canlıların biyolojik saatleri ile gün saati arasındaki farktan dolayı hayat karmaşık bir vaziyet alacak ve birtakım biyolojik dengesizlikler yavaş yavaş belirecekti. Ay olmasa idi kabarma hâdisesi düşük olacak ve deniz canlıları için uygun bir ortam meydana Dünya'nın dönme ekseninin 235 derece açıda dengelenmesinde de rol almaktadır. Dünya'nın bu eğikliğinin mevsimlerin meydana gelmesine eğiklik açısının kutupların ve Ekvator'un dengeli miktarda güneş ışığı almasına vesile olduğu böylece Dünya'da hayatın devam etmesine uygun iklim şartlarının oluşturulduğu bilinmektedir. 7Ay'ın Dünya üzerindeki bir başka tesiri de Güne'ten gelen ışığı yansıtarak Dünya'nın 02 ºC ısınmasına sebep Ayrıca Ay uzay boşluğunda gezen göktaşlarına karşı bir kalkan vazifesi gördüğünden yokluğunda Dünya yüzeyine daha fazla göktaşı gelen kozmik ışınların çoğu Dünya'ya giydirilen manyetik alan tarafından zararsız hâle getirilmektedir. Çok azı da Dünya'ya ulaşıp atmosferdeki ve yeryüzündeki kimyevî hâdiselerin meydana gelmesinde rol oynamaktadır. Ay olmasaydı Dünya ile birlikte merkezi de hızlı dönecekti. Dünya'nın merkezinde hızlı dönen sıvı dış çekirdek sebebiyle manyetik alan da daha kuvvetli olacaktı. Bu durumda hem atmosferin yapısında değişiklikler meydana gelecek hem de bazı bakteriler ve manyetik alanı kullanarak yön bulan deniz kaplumbağaları som balıkları yılan balıkları güvercinler göçmen kuşlar gibi birçok canlı menfî tesir görecek ve çeşitli Ekosistemler bugünkünden çok daha farklı gibi Ay Güne'le birlikte insanlık tarihi boyunca bir takvim olarak kullanılmıştır. Yüce kitabımız Kur'ân'ı Kerîm “hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz ”9 İlâhî beyanıyla Güneş ve Ay'ın bu hizmetine dikkatimizi çekerAy bağlandığı gezegene nispetle bilinen en büyük uydudur Dünya kütlesinin % 123'ü kadar bir kütleye sahiptir4 ve bu büyüklük daha önce de belirtildiği gibi Dünya'nın hassas dengesinin meydana getirilmesinde veya hayatın yeryüzünde tesis edilmesinde kritik bir öneme sahiptir. Dünya üzerindeki tesirleri incelendiğinde Ay'ın hayatımız için özel olarak yaratıldığı görülecektir. Ay'ın bu ayrıcalığına yine Kur'ân'ı Kerîm dikkatimizi şöyle çekiyor O Güne'i ve Ay'ı da ince birer hesap ölçüsü kıldı 10Netice itibariyle Ay'ın “Gökyüzünü yükseltip ona bir nizam ve ölçü veren”11 tarafından ince bir hesap ile nice hikmet ve faydalar yüklenerek insanlığın hizmetine sunulduğu anlaşılmaktadır Your browser can not hear *giggles*... Your browser can not hear *giggles*... Arama MisafirZiyaretçi 4 Kasım 2009 Mesaj 21 su döngüsü olmazsa ne olur lütfen cevaplasın biri yoksa kafayı yiyecegim _KleopatrA_Ziyaretçi 4 Kasım 2009 Mesaj 22 Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı su döngüsü olmazsa ne olur lütfen cevaplasın biri yoksa kafayı yiyecegim Alıntı Toprak için;Kayaçların parçalanması ve ayrışması için su gereklidir. Bitkiler için,Fotosentez için besin maddelerinin bitki kökleriyle alınması ve yaprağa taşınmasını sağlar. Havyanlar için;İçilebilir su kaynaklarının devamını sağlar ve suda yaşayan canlılar için sağlıklı yaşam ortamının devamını sağlar. Suyun devamlılığı için;Temiz ve içilebilir su kaynaklarının oluşumunu devamını sağlar. Biyoçeşitlilik için;Türler için yaşam ortamı çeşitliliğin devamını sağlar. Ekosistem ve madde döngüsü için;Ekosistemlerin varlığını sürdürebilmesini ve diğer döngülerin devamını sağlar. Su döngüsü olmazsa dünya ekosistemleri ve diğer ekosistemlerin varlığından da söz edemeyiz. ^ inceleyiniz... ve ayrıca bakınız; SU DÖNGÜSÜ En önemli yaşam kaynağı sudur. Tüm canlıların %75’i sudan oluşur. Denizler, karalar ve hava arasındaki su alışverişi, yeryüzünde yaşamın var olmasını sağlayan koşulları sürekli kılar. Okyanus akıntıları ve rüzgar desenleri, su döngüsünde rol oynar. İnceleyniiz Su Çevrimi - MsXLabs MisafirZiyaretçi 4 Kasım 2009 Mesaj 23 su döngüsü okyanuslar göl ve akarsulardaki sular güneş sayesinde buharlaşır ve beraberinde nem yüklü taneceikler taşır bu tanecikler bulutlardaki su ve kendisiyle birleşince yağmur ve kar oalrak yeryüzüne iner çokkkk basit Daisy-BTZiyaretçi 4 Kasım 2009 Mesaj 24 Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı su döngüsü olmazsa ne olur lütfen cevaplasın biri yoksa kafayı yiyecegim Aşağıdaki mesajları inceleyiniz Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı su döngüsü okyanuslar göl ve akarsulardaki sular güneş sayesinde buharlaşır ve beraberinde nem yüklü taneceikler taşır bu tanecikler bulutlardaki su ve kendisiyle birleşince yağmur ve kar oalrak yeryüzüne iner çokkkk basit Alıntı _KleopatrA_ adlı kullanıcıdan alıntı ^ inceleyiniz... ve ayrıca bakınız; SU DÖNGÜSÜ En önemli yaşam kaynağı sudur. Tüm canlıların %75’i sudan oluşur. Denizler, karalar ve hava arasındaki su alışverişi, yeryüzünde yaşamın var olmasını sağlayan koşulları sürekli kılar. Okyanus akıntıları ve rüzgar desenleri, su döngüsünde rol oynar. İnceleyniiz Su Çevrimi - MsXLabs Alıntı adlı kullanıcıdan alıntı Su Döngüsü Su, yaşam kaynağıdır. Bütün canlıların ağırlıklarının önemli bir kısmını su oluşturur. Yeryüzündeki su miktarının yaklaşık % 5’ i tatlı sulardır. Güneş enerjisinin ısıtmasıyla, çeşitli kaynaklardan atmosfere çıkan su buharı; yağmur, kar, dolu gibi yağış biçimleriyle yeniden yer yüzüne döner. Bu suyun bir miktarı yer altı sularına karışırken, daha büyük kısmı, göl ve deniz gibi kaynaklarda birikir. Su döngüsü de, öteki tüm döngüler gibi süreklidir. Bitkiler terleme ile su döngüsüne katılır. Yer yeryüzündeki bütün sular katılmaktadır. Söz gelimi, denizlerden buharlaşan su, yağış olarak yer yüzüne dönmekte, bir kısmı yüzeysel sularda birikip, bir kısmı da yer altı sularına altı sularının son toplanma yeri ise deniz ve okyanuslardır. Burada toplanan sular, su döngüsüne devam eder uzun su devri . Deniz ve okyanuslardan buharlaşan suyun karalara geçmeden tekrar yağmur, kar, dolu biçiminde deniz ve okyanuslara geçmesine ise kısa su devri denir. *************************************************************************** ********************************** MisafirZiyaretçi 4 Kasım 2009 Mesaj 25 su olmassa yaşam olmaz... MisafirZiyaretçi 5 Kasım 2009 Mesaj 26 su döngüsü hakkında bilgi verirmisiniz? _KleopatrA_Ziyaretçi 5 Kasım 2009 Mesaj 27 Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı su döngüsü hakkında bilgi verirmisiniz? Su Çevrimi Hidrolojik Döngü, Su Döngüsü Alıntı Su çevrimi nedir? Su çevrimi nedir? Su çevrimi, yeryüzünde, yeraltında ve atmosferde suyun mevcudiyetini ve hareketlerini tasvir eder. Dünyadaki su daima hareket halindedir, Buz halden sıvı hale, sıvı halden buhar haline ve buhar halinden tekrar sıvı haline dönen suyun bu hareketi süreklilik arz eder. Su çevrimi milyonlarca yıldır devam etmekte olup hayatın mevcudiyeti buna dayanır. Susuz bir hayat dayanılmaz olurdu. Su çevriminin çok kısa bir özeti Su çevriminin başlama noktası yoktur ama, okyanuslardan başlayarak su döngüsünü anlatalım. Su çevrimini harekete geçiren güneş, okyanuslardaki suyu ısıtır, ısınan su da atmosfere buharlaşır. Yükselen hava akımları, su buharını atmosfer içinde yukarıya kadar taşır, orada bulunan daha soğuk hava bulutlar içinde yoğunlaşmaya sebep olur. Hava akımları, bulutları dünya çevresinde hareket ettirir, bulut zerreleri bir araya gelerek, büyürler ve yağış olarak gökyüzünden düşerler. Bazı yağışlar, kar olarak dünyaya geri döner ve donmuş su kütleleri halinde binlerce yıl kalabilecek olan buz tepeleri ve buzullar şeklinde birikebilir. Ilıman iklimlerde ilkbahar geldiğinde çoğu zaman kar örtüleri erir ve eriyen su, erimiş kar olarak toprak yüzeyinde akışa geçer ve bazen de sellere sebep olur. Yağışın çoğu okyanuslara yada toprağa düşerek yerçekiminin etkisiyle yüzey akışı olarak akar. Akışın bir kısmı vadilerdeki nehirlere karışır ve buradan da nehirler vasıtasıyla okyanuslara doğru hareket eder. Yüzey akışları ve yeraltı menşeyli kaynaklar tatlı su olarak göllerde ve nehirlerde toplanır. Bütün yüzey akışları nehirlere ulaşmaz. Akışın çoğu sızarak yer altına geçer. Bu suyun bir kısmı yüzeye yakın kalır ve yeraltı suyu boşaltımı olarak tekrar yüzeydeki su kütlelerine ve okyanusa katılır. Bazı yeraltı suları yer yüzeyinde buldukları açıklıklardan tatlı su kaynakları olarak tekrar ortaya çıkarlar. Sığ yeraltı suyu, bitki kökleri tarafından alınır ve yaprak yüzeyinden terlemeyle atmosfere geri döner. Yeraltına sızan suyun bir kısmı daha derinlere gider ve çok uzun zaman süresince büyük miktarda tatlı suyu depolayabilen akiferleri suyla doymuş yeraltı materyali’ besler. Zamanla bu su da hareket eder ve bir kısmı su döngüsünün başladığı ve bittiği okyanuslara karışır. Alıntı HİDROLOJİK DÖNGÜ SU DÖNGÜSÜBugün kullandığımız suyun milyonlarca yıldır dünyada bulunduğu ve miktarının çok fazla değişmediği doğrudur. Dünyada su hareket eder, formu değişir, bitkiler ve hayvanlar tarafından kullanılır, fakat gerçekte asla yok olmaz. Buna Hidrolojik Döngü Su Döngüsü denir. Su döngüsünü oluşturan basamaklarBu döngüde suyun hareket etmesini sağlayan beş değişik olay vardır 1- Yoğunlaşma kondansasyon, 2- Yağış precipitation, 3- Toprağa geçiş Infiltration ve yeraltı sularının oluşumu, 4- Yüzeyel akıntı Runoff ve yüzey suları ile yeraltı sularının oluşumu, 5- Buharlaşma Evapotranspiration Su buharı yoğunlaşarak bulutları oluşturur, koşullar uygun olduğunda yağış meydana gelir. Yağış şeklinde yeryüzüne düşen su, toprağa sızarak yeraltı sularına veya yüzeyel akıntı olarak okyanuslara, denizlere karışır. Yüzey sularının buharlaşmasıyla su atmosfere geri döner. YoğunlaşmaSuyun buhar formundan sıvı formuna değişim sürecidir. Havadaki su buharı konveksiyon yardımıyla artar. Ilık-nemli hava yükselirken soğuk hava aşağı doğru hareket eder. Ilık hava yükseldikçe sıcaklığı azalıp enerjisini kaybettiğinden gaz halden sıvı veya katı kar veya dolu haline döner. Yoğunlaşmayı buzdolabından soğuk bir su şişesi aldığınızda ve oda ısısında bıraktığınızda şişe yüzeyinde açıkça görebilir, su şişesinin oda ısısında nasıl “terlediğini” rahatlıkla izleyebilirsiniz. Yağış Yağmur, sulusepken kar, kar veya dolu olarak bulutlardan salınan sudur. Atmosferde yoğunlaştığı, atmosferik hava akımında kalmasının zorlaştığı durumda su buharından sonra yağış meydana gelir. Toprağa geçiş Dünya yüzeyine erişen yağışların bir kısmı toprağa sızar infiltrasyon ve yeraltı sularını meydana getirirler. Toprağa sızan su miktarı, toprağın eğimi, bitkilerin tipi ve miktarı, toprağın su ile doygun olup olmamasına bağlı olarak değişir. Yüzeyde büyük yarıklar, delikler bulunması, toprağa su geçişini kolaylaştırır. Yüzeyel akıntı Çok fazla yağış olduğunda, toprak suya doyar ve suyun fazlasını alamaz. Kalan su toprağın yüzeyinden akar Runoff. Suyun toprağa emilemeyen kısmı yüzey suları olarak isimlendirilir. Yüzeyel sular kar ve buzların erimesiyle de oluşabilir. Yüzey suları çaylara, derelere ve nehirlere akar. Yüzey suları daima daha alçak noktalara doğru taşınır, dolayısıyla okyanuslara karışır. Yeraltı suları Dünya yüzeyine erişen yağışların bir kısmı toprağa sızar infiltrasyon ve yeraltı sularını meydana getirir. Yeraltı sularının bir bölümü derinde kapalı bir su katmanına ulaşır ve kullanılabilmeleri için yeryüzüne özel bir yöntemle çıkarılmaları gerekir. Yeraltı sularının diğer bir bölümü ise basınç etkisiyle üst toprak katmanlarına doğru hareket eder ve yeryüzüne ulaşır. Bu sulara kaynak suyu denir. Yeraltı suyu toprak katmanlarından geçerken temas ettiği yüzeydeki mineral vb maddeleri de yapısına alır. Bu maddeler suyun yararlı bileşenlerini demir, magnezyum vb oluşturabileceği gibi arsenik, nitrat, tarım ilacı kalıntıları gibi zehirli maddeler de olabilir. Toprak sarsıntıları, yağmur ve eriyen kar suları, bu zehirli maddelerin suya karışma riskini artırır. Bu nedenle suyun bileşimindeki değişikliklerin sürekli izlenmesi ve güvenli hale getirilmesi için etkin filtrasyon yöntemleriyle arındırılması gereklidir. Buharlaşma Bitkilerin nemlenmesiyle ve toprağın buharlaşmasıyla oluşan sudur. Evapotranspiration, atmosfere yeniden giren su buharıdır. Evapotranspiration, buhar olarak atmosfer içinde artmaya başlayan su moleküllerinin neden olduğu güneş enerjisinin suyu ısıttığı durumda oluşur. Görüldüğü gibi, gereksinmemiz olan suyun bize ulaşması için birçok oluşum gerçekleşmektedir. Ve bu oluşumlar daima iş başındadır. Uç örneklerde ise döngü farklı şekillerde gerçekleşir. Örneğin, Antartika donmuş olduğundan buharlaşma oluşmaz buzlar sublimation adı verilen bir oluşumla doğrudan su buharına dönüşür. Yine örneğin, Sahra Çölü çok kurak olduğundan yağış olmaz su, yere düşmeden buharlaşma oluşur. Ancak döngü hep sürer. İşte bu nedenle her gün içtiğimiz su, dinozorlar dünyayı dolaştığında da aynı döngü içerisinde dünyamızda dolaşmaktaydı. ^yazıları inceleyiniz. MisafirZiyaretçi 7 Kasım 2009 Mesaj 28 dünyada su döngüsü olmasaydı ne olurdu? _KleopatrA_Ziyaretçi 7 Kasım 2009 Mesaj 29 Alıntı Misafir adlı kullanıcıdan alıntı dünyada su döngüsü olmasaydı ne olurdu? Alıntı Toprak için;Kayaçların parçalanması ve ayrışması için su gereklidir. Bitkiler için,Fotosentez için besin maddelerinin bitki kökleriyle alınması ve yaprağa taşınmasını sağlar. Havyanlar için;İçilebilir su kaynaklarının devamını sağlar ve suda yaşayan canlılar için sağlıklı yaşam ortamının devamını sağlar. Suyun devamlılığı için;Temiz ve içilebilir su kaynaklarının oluşumunu devamını sağlar. Biyoçeşitlilik için;Türler için yaşam ortamı çeşitliliğin devamını sağlar. Ekosistem ve madde döngüsü için;Ekosistemlerin varlığını sürdürebilmesini ve diğer döngülerin devamını sağlar. Su döngüsü olmazsa dünya ekosistemleri ve diğer ekosistemlerin varlığından da söz edemeyiz. ^ inceleyiniz... ve ayrıca bakınız; SU DÖNGÜSÜ En önemli yaşam kaynağı sudur. Tüm canlıların %75’i sudan oluşur. Denizler, karalar ve hava arasındaki su alışverişi, yeryüzünde yaşamın var olmasını sağlayan koşulları sürekli kılar. Okyanus akıntıları ve rüzgar desenleri, su döngüsünde rol oynar. İnceleyniiz Su Çevrimi - MsXLabs MisafirZiyaretçi 8 Kasım 2009 Mesaj 30 doğada su döngüsünün olmadığını düşününüz bu dürümda hayatı nasıl etkiler acil cevap Benzer Konular Ay olmasaydı ne olurdu? Bu durum Dünya’ya iklimlere, yeryüzünde yaşayan milyonlarca tür canlıya nasıl tesir ederdi? Ay, mevcut kütlesinden daha büyük veya küçük olsaydı neler olurdu? Dünya’nın yörüngesine rastgele girivermiş bir kütle midir Ay?Soruları daha da artırmak mümkün. Maine Üniversitesi’nden ABD Astronom Neil F. Comins, Ay’ın olmaması durumunda insanları nasıl bir senaryonun beklediğini yazdığı kitapta anlatmıştır. Comins’e göre, Dünya’nın kâinatta hayatı idame ettirmeye müsait tek ortam olmasının günümüz verileri ışığında milyonlarca sebebinden biri de, Dünya-Ay arasındaki hassas denge münasebetidir. Kâinatta hiçbir hâdise tesadüfen meydana gelmediği gibi, “Güneş ve Ay bir hesap iledir.” ilâhî beyanıyla tavsif edilen Ay, bir denge unsuru olarak var edilmiştir. Bu denge o kadar hassastır ki, Ay olmasaydı, “Dünya’da sebepler plânında hayat da olmazdı.” denebilir. Atmosferi olmayan, üzeri kraterlerle kaplı, toz ve kayalarla dolu bir küre parçası olan Ay, Dünya’nın tek uydusudur. Ay’ın yarıçapı, Dünya’nın yarıçapının yaklaşık dörtte biri; hacmi, Dünya’nın hacminin yaklaşık ellide biri; kütlesi ise, Dünya’nın kütlesinin yaklaşık seksen birde biri kadardır. Ay, Dünya’nın merkezinden yaklaşık km uzaklıkta bulunmakta ve Dünya etrafındaki bir dönüşünü 29,5 günde tamamlamaktadır. Yaratılışı tam olarak aydınlatılmış olmasa da, hâlihazırda en geçerli nazariyeye göre, astronomların Theia ismini verdikleri, Dünya’dan on kat daha hafif başka bir gezegen Dünya’ya çarpmış ve bu çarpışmada Theia’nın bir bölümü kopup uzaya fırlamıştır. Uzamış ve şeklini büyük ölçüde yitirmiş olan bu kütle, Dünya’nın çevresini dolandıktan sonra tekrar Dünya’ya çarpmıştır. Bu çarpışmada Theia’nın demirden çekirdeği, Dünya’nın merkezine çökelirken, mantosundaki hafif kayalar da uzaya saçılmıştır. Zaman içinde bu kaya parçaları birbirleriyle kaynaşarak Ay’ı oluşturmuştur. Ay, önce Dünya’dan yalnızca kilometre uzaklıkta bir yörüngeye oturmuş; zaman içinde bu yörünge genişleyerek günümüzdeki ortalama km’lik yarıçapa ulaşmıştır. Ay’ın Dünya üzerindeki en büyük tesiri med-cezir hâdisesidir. “Evrensel çekim” prensibi kâinattaki herhangi iki kütlenin birbirini çektiğini, bu çekme kuvvetinin maddelerin kütleleriyle doğru, aralarındaki mesafenin karesiyle ters orantılı olduğunu ifade eder. Dünya ile Ay arasındaki çekim kuvveti, suyla kara arasındaki adhezyon Birbirine temas eden farklı maddeler arasındaki çekim kuvveti. Bardaktaki suyu boşalttığımızda bir miktarının bardakta kalması buna bir örnektir. kuvvetinin nispî olarak zayıf olması sebebiyle dünyadaki okyanus ve denizlerin kabarmasına veya alçalmasına vasıta olur. Bu hâdiseye “med-cezir” gel-git denir ve Ay’ın konumuna göre med kabarma veya cezir alçalma, çekilme hâdiseleri gözlenir. Dünya’daki med-cezir hâdiselerinin üçte biri Güneş, geri kalanı ise Ay’ın çekim kuvveti sebebiyle yaratılmaktadır. Ay, med-cezir hâdisesinden dolayı Dünya’dan her yıl yaklaşık 4 cm uzaklaşmaktadır. Bu uzaklaşma ile beraber Dünya-Ay sisteminin açısal momentumunun korunması için Dünya’nın kendi etrafındaki dönme süresinin 1 gün yılda milisaniye uzadığı tespit edilmiştir. Þu an yaklaşık 24 saat olan Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönme süresinin, Ay ilk yaratıldığında 8 saat olduğu, arada geçen süre zarfında günlerin uzayarak şimdiki hâline geldiği belirlenmiştir. Ay yaratılmasaydı Dünya üzerinde med-cezir hâdisesinin meydana gelmemesinden dolayı, 1 gün yaklaşık yine sekiz saat olurdu ki, bu da Dünya’nın 3 kat daha hızlı dönmesi demektir. Bir gezegenin kendi ekseni etrafında daha hızlı dönmesi, yüzeyindeki rüzgârların daha şiddetli esmesine yol açabilir. Meselâ kendi etrafında çok hızlı dönen Jüpiter ve Satürn’ün bir gününün yaklaşık 10 saat olduğu, bu sebeple yüzeylerinde doğu-batı doğrultusunda saatte hızı 500 km’ye varan sert rüzgârların estiği bilinmektedir. Bu gezegenlerin atmosferlerinde ve dönme yönlerinde bu şiddetli rüzgârların yol açtığı toz bulutları dünyadan teleskoplarla görülebilmektedir. Jüpiter’in, Hubble Uzay Teleskopu ile çekilmiş yukarıdaki fotoğrafında görülen siyah nokta, en yakınında dolanan uydusu Io’nun gölgesidir. Jüpiter 10 saatte bir dönüşünü tamamladıkça atmosferini de beraberinde sürükler. Sürüklenen atmosferle doğu-batı doğrultusunda rüzgârlar oluşturulur. Fotoğraftaki koyu ve beyaz sarımlar Jüpiter üzerindeki rüzgârların istikametini göstermektedir. Ay olmasaydı, Dünya’nın daha hızlı dönmesinden dolayı hava, kara ve denizler arasındaki ısı değişimi daha hızlı olurdu ve yeryüzünde doğu-batı doğrultusunda saatteki hızı yaklaşık 160 km olan kasırgalar eserdi. Bu da başta insan olmak üzere kompleks yapıda olan canlıların yaşamasına sebepler açısından elverişsiz şartların meydana gelmesi demektir. Meselâ konuşma ve dinleme gibi temel beşerî faaliyetler de gerçekleşemeyebilirdi. Bir gün sekiz saat olacağı için başta insan olmak üzere bazı canlıların biyolojik saatleri ile gün saati arasındaki farktan dolayı hayat karmaşık bir vaziyet alacak ve birtakım biyolojik dengesizlikler yavaş yavaş belirecekti. Ay olmasa idi kabarma hâdisesi düşük olacak ve deniz canlıları için uygun bir ortam meydana gelemeyebilecekti. Ay, Dünya’nın dönme ekseninin 23,5 derece açıda dengelenmesinde de rol almaktadır. Dünya’nın bu eğikliğinin mevsimlerin meydana gelmesine, eğiklik açısının kutupların ve Ekvator’un dengeli miktarda güneş ışığı almasına vesile olduğu, böylece Dünya’da hayatın devam etmesine uygun iklim şartlarının oluşturulduğu bilinmektedir. Ay’ın Dünya üzerindeki bir başka tesiri de, Güneş’ten gelen ışığı yansıtarak Dünya’nın 0,2 ºC ısınmasına sebep olmasıdır. Ayrıca Ay, uzay boşluğunda gezen göktaşlarına karşı bir kalkan vazifesi gördüğünden, yokluğunda Dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilirdi. Uzaydan gelen kozmik ışınların çoğu, Dünya’ya giydirilen manyetik alan tarafından zararsız hâle getirilmektedir. Çok azı da, Dünya’ya ulaşıp atmosferdeki ve yeryüzündeki kimyevî hâdiselerin meydana gelmesinde rol oynamaktadır. Ay olmasaydı, Dünya ile birlikte merkezi de hızlı dönecekti. Dünya’nın merkezinde hızlı dönen sıvı dış çekirdek sebebiyle manyetik alan da daha kuvvetli olacaktı. Bu durumda hem atmosferin yapısında değişiklikler meydana gelecek, hem de bazı bakteriler ve manyetik alanı kullanarak yön bulan deniz kaplumbağaları, som balıkları, yılan balıkları, güvercinler, göçmen kuşlar gibi birçok canlı menfî tesir görecek ve çeşitli ekosistemler bugünkünden çok daha farklı olacaktı. Bilindiği gibi Ay, Güneş’le birlikte insanlık tarihi boyunca bir takvim olarak kullanılmıştır. Yüce kitabımız Kur’ân’ı Kerîm, “… hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz …” İlâhî beyanıyla Güneş ve Ay’ın bu hizmetine dikkatimizi çeker Ay bağlandığı gezegene nispetle bilinen en büyük uydudur Dünya kütlesinin % 1,23’ü kadar bir kütleye sahiptir ve bu büyüklük daha önce de belirtildiği gibi Dünya’nın hassas dengesinin meydana getirilmesinde veya hayatın yeryüzünde tesis edilmesinde kritik bir öneme sahiptir. Dünya üzerindeki tesirleri incelendiğinde, Ay’ın hayatımız için özel olarak yaratıldığı görülecektir. Ay’ın bu ayrıcalığına yine Kur’ân’ı Kerîm dikkatimizi şöyle çekiyor “... O, Güneş’i ve Ay’ı da ince birer hesap ölçüsü kıldı…” Netice itibariyle Ay’ın, “Gökyüzünü yükseltip ona bir nizam ve ölçü veren” tarafından ince bir hesap ile nice hikmet ve faydalar yüklenerek insanlığın hizmetine sunulduğu anlaşılmaktadır. Okuma süresi 2 dakikaYeryüzünde insan olmadığını hayal edin. Sizce Dünya nasıl bir yer olurdu? Danimarkalı bilim insanları yaptıkları son araştırma ile bazı soruların cevabını verirken insanın yeryüzünde bulunmaması ihtimali gezegene umut veriyor. Sputnik News’in haberine göre Danimarka’nın Aarhus Üniversitesi’nden bilim insanları Dünya’daki yabani hayvanların haritasını çıkardı. Çıkarılan haritadan elde edilen verilere göre vahşi yaşamın neredeyse yok olduğu Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika’da insan olmasaydı hangi hayvanların yaşayabileceği de belirlendi. Araştırmanın sonuçlarına göre, tüm ekosistem dengelerini bozan beşeriyet yeryüzünde bulunmasaydı Dünya büyük bir doğa koruma alanını andırırdı. Doğal yaşamın yok olmaya yüz tuttuğu Kuzey Avrupa’da kurtlar, geyik ve ayıların yanı sıra, filler ve gergedanlar da yaşayabilirdi. Araştırmayı yürüten Profesör Jens Christian Svenning, “Kuzey Avrupa, insanlar yüzünden memeli çeşitliliğinin büyük ölçüde azaldığı tek bölge değil. Bu küresel bir olgu” dedi. Araştırmaya katılan bir diğer bilim insanı Dr. Soren Forby’e göre, insanlar olmasaydı muhtemelen Amerika ve Avrupa kıtasında, Afrika’dan daha fazla büyük memeli hayvan yaşar, türleri de sayıca çok olurdu. Ekosistem dengelerini bozan tür İnsan Araştırmanın diğer sonuçlarına göre, yeryüzünde yaşayan en tehlikeli ve agresif tür, insan. İnsanın her yıl öldürdüğü hayvan ve balık sayısı diğer tüm yırtıcıların öldürdüğü sayıdan çok daha fazla. Bir de buna endüstriyel hayvancılığı eklediğimizde ortaya çıkacak sonuç oldukça ürkütücü. Sadece endüstriyel hayvancılık için yılda 56 milyar hayvan balıklar hariç insan çıkarları için katlediliyor. Kanada’daki Victoria Üniversitesi’nden Profesör Thomas E. Reimchen, insanın diğer avcı türlere göre daha farklı avlandığını belirtiyor. Daha çok yavru, yaralı, hasta ve yaşlı türleri avlayan diğer türler, insanın sistematik bir biçimde hayvan katletmesinin yanında oldukça masum kalıyor. Bulduğu her canlıyı öldürmeye odaklı insan, ekolojik zincire yaptığı ciddi müdahaleler ile eko dengeyi büyük ölçüde bozuyor. Hazırlayan Burak Avşar

tarım olmasaydı yeryüzünde yaşam nasıl olurdu